İstasyon
kaldır güneşi şu çatık kaşlarımın arasından
kurumuş gelin kınası avuçlarımdan
çatlak
iki dudağın arasından
dökülürken pişmanlıklarım
ben hala
oturmuş şu
çatısı kırık,anı mezarlığında
acılarla ödediğim faturaların
hesabını tutarım.
mazinin izi
soytarının biri
bulaşıcı bir mikrop gibi
abanıyor da abanıyor
oysa bilse ki
bu kadın zaten ölü
silkeleyip şu külü
fırlatacaklar fırtınalara
esmekteyim
eserekliyim
bu aralar yine benden çıktım
girdim başka moda
sanırım bu haller,şimdi moda
kanlıca da yoğurt molası
kandilli de bir çay
hisarda döner dürüm
beylerbeyinden üsküdar'a kadar
sahilde yürürüm
sırtımda annemin ördüğü kırmızı şal
babamın kehribar sarısı tesbihi
sabır çekiyorum
soğuk rüzgarı içime çekiyorum
ve gelmişimi geçmişimi
buradan seyrediyorum
karşımda kız kulesi
içimde bir kadın ağlar
gülümde aşkın şülesi
yüreğime doğru ağır ağır yürür dağlar
ey nar_ı beyza yüreğim
meczup halim
ne varsa tükettiğim hesap soracak ölürken
gözlerim kömür
ah koca ömür
ne çabuk tükendin
anlamadım gelip geçtiğini,
bu yaşlı istasyonda beklerken.....