Katil Güzelliğin Yükü
Hangi hikayenin katil güzelliğidir taşıdığın bu yük?
Bir cam kırığı gibi saplanırken sözlerin
kalbimin en ıssız sokaklarına…
Bu öfke, bir terzinin diktiği son elbise mi
yoksa tenine işlenen bir nevbet vuruşu mu?
Gecenin barut kokan cebinde sakladığın o gülüş —
kaç kurşun sıyırır kalbinin zırhını?
Belki de bir sükût bombasının patlamasıdır
dilinin tetiğe uzanan hali.
Kim giydirdi sana bu gamzeden libası?
Hangi terzinin makası kesti bu kederi?
Bir isyanın nakışı mı omuzlarında,
yoksa yenilmiş bir zaferin üniforması mı?
Bu hüzün ki, son model bir yas…
Tütüyor göz bebeklerinden.
Bir şehri yakıp yeniden inşa etmek gibi
her sözün;
küllerinden doğan bir abide.
Ve o küfür — namluda bekleyen —
en insanlık hali değil mi?
Bir aşkın harabelerinden fırlamış,
medeniyetler yıkan bir ok gibi.
Söyle;
hangi ateşin sütunudur bu yüz?
Bir firavun mezarı kadar süslü,
ve bir serseri kurşun kadar samimi.
Bu kadar güzel kılan ne
kırık bir hayatı bu denli muhteşem?
