Kendine Gel

Dur, dinlen biraz,

bu kan ter günler yormadı mı?

Bu soluk soluğa sabahlar…

Kim bildi kıymetini?

Bak aynaya; senden başkası yok.


Kırılsın artık o camdan krallıklar,

duysun kulakları sağır eden sessizliği.

Kaç mühürlü kapı anahtarsız kaldı?

Bir avuç toz, sözler yorgunu…

Ömür dediğin ihtimaller âlemi;

yak artık keşkeleri, bir kibrit çak!


Dağılsın buğulu camdaki silüetler,

çağır özünün kayıp çocuğunu.

Yoruldu ayaklar yabancı yollarda,

dönsün artık kendi ırmağına.

Gördün mü paslanmış hırsların rengini?

Tükenmiş bir kalemle yazılmış ömrü…

Sil de çık artık aynadan;

seni bekler o ilk heyecanın.

Pişman etti seni her kovalanan,

düşür bir vazo gibi, bitsin bu masal.

Kendi sesini dinle, usulca fısıldayan:

“Geldim,” de, “kendime… elimde bir tek yüreğimle.”


Çek elini o soğuk metalden,

tut kramp girmiş parmaklarını.

Bir nefes al, yalnızca kendin için;

tükür gırtlağına dizilen rütbeleri.

Boş ver lanet olası tüm makamları;

bir su birikintisine bak, bul gözlerini.


Kaç mevsim geçti farkında bile değilken;

kokusunu unuttuğun toprak hatırlatacak.

Yaprak yaprak dökülsün üstünden yük,

bir çocuğun cebinden düşen renkli taşlar gibi.

Dizlerinin üstüne çök, toprağı eşele;

çıkar o en saf, unutulmuş hâlini.


Ve sonra kalk…

sırtını dön o aynaya artık.

Çünkü sen,

senden ibaret değilsin.

Sen, rüzgârda savrulan bir tohumun inadısın;

ve şimdi,

kök salma vakti.

15 Şubat 2026 96 şiiri var.
Yorumlar