Kırılgan Beyaz 2
Yüzyıl öteden gelen sokak ışıltısıydı yüzün
Karaağacın gölgesinden yürüdük caddeyi boylu boyunca
Anımsıyor musun
Ne kadar hızlı yürüdüğümü söylemiştin
Yürek ritmi saat kulesine denk geliyordu
Konak sıcaktı
Avuçlarında sevinçli düşleri saklıyordun
Tebessümün rengi uçuk pembeydi
Havadan,sudan,oradan
burdan
Bir de şiirden hicran yarasını konuşmuştuk
Yüreğinin en alacakaranlık demi çaya karışıyordu
Kırık bir şarap şişesi ile
Hayata çentik atmıştın
Şarabın rengi yoktu
Kana karışmıyordu
Tadı kırılgan
Denizin rengi zargana yeşiliydi
Ve gece kör bir kemancı gibi
Kordon’un paslı kıyılarında
İçimize eski bir ayrılığı sürüyordu usulca
Martılar bile susmuştu
Sanki dünya
Bir sigara dumanının ucunda tükeniyordu
Sen saçlarını toplarken
Göğsümde devriliyordu çocukluğum
Yüzüne bakıyordum yalnızca
İzmir’in bütün akşamlarını
Gözkapaklarında taşıyan kırılgan bir yağmurdun
Dokunsam
Dağılacaktın
Sustum
Sen denize baktın uzun uzun
Bir gemi geçti
İçinde kimsenin dönmediği ülkeler vardı
Şimdi hangi mevsime sayfa açsam
Bir yanım hala
Saat kulesinde sıkışıp kalan güvercin sesi
Bir de
93 yazının uygun adım marşı
Ve kırmızı bavulunun içinde
Yarım bir hayat
Bense hala
Kıyıya vuran cam kırıkları gibi
Kanıyorum içimden
Nefesim
Kırılgan beyaz …




