Kıyısız Kentin Ağıtı

Arhavi’de bir ev vardı
mavinin kalbinde ,yeşile yaslanmış; bir ev.
Balkonundan dökülürdü dünya.

O ev;
Tütün kokulu akşamlarda,
anne duasıyla tüten bir ocaktı
Kardeş gülüşleriyle ısınan,
Rüzgâra göğüs geren bir kucak

Ağlar asılıydı çitlerde
zamanı tutmak ister gibi.
Biz o düğümlerde büyüdük,
dalga sesine takılarak.

Yanı başımızda dere
Dağların kaçak çocuğu.
Taşlara çarpa çarpa çoğalan,
geceleri balkonumuzda
denizle nişanlanan bir su.

Babam
Akşamüstünü bir hırka gibi sırtına geçirirdi.
Gözleri tuz, yüreği dalgakıran.
Kadehini yakamozun kalbine çiviler,
balıklarla dilsiz bir ayin kurardı.
Onun içtiği rakı değil,
denizin çalkantılı yalnızlığıydı
Kıyıya vuran her dalga
Göğüs kafesinde bir alkış gibi patlardı.

Annem
Toprağın nabzını tutan can suyu
Tülbendi gökyüzünden koparılmış bir bulut,
Avuçlarında güneş taşıyan bir iklim
Sardunyalar onun gülüşünden
içerdi suyunu.
.
Sonra
Adı “sahil yolu” olan bir canavar indi kıyıya
Asfalt dedikleri o soğuk nehir
Boğdu çocukluğumun kıyısını,
Sildi kentin yüzünden o eşsiz sahil yazısını.
Beton bir kefen gibi serildi
ruhumun geçtiği yerlere,

Hapsoldu “günaydınlarım”
o dilsiz mermerlere.
Önce derenin şah damarını kesti,
Sonra denizi susturdu,
Yakamozları geceden söküp aldı.

En son evimizi aldı
Duvarları değil,
hatıraları parcalayarak.
Babamın kadehi
iş makinelerinin dişlerinde parçalandı.

Annemin sardunyaları
asfaltın karanlık dünyasında nefessiz.
Duaları, artık rüzgârın yetim kollarında.

Şimdi o sahil yolu
Hıçkırıklarımızın üstünden geçen
bir cenaze alayı.
Evin olduğu yerde
deniz yok.
Dere, bir menfezin boğazında
boğulmayı öğrenmiş bir çocuk.

Ben…
Arhavi’de parçalanmış bir evim artık
Bir yanım tuz değil, kurumuş bir yara
Bir yanım toprak değil
Asfalta çivilenmiş bir çığlık.

Şimdi o yolun altında
Nefessiz kalmış bir çocuk ağlar
Yıkılan sadece ev değil
Babamın gölgesi, annemin kokusu

İyi ki görmediler
Gökyüzünün yere çakıldığını,
Kendi elleriyle kurdukları cennetin
ansızın yıkıldığını.
Onlar hâlâ o evin sönmeyen ışığında,
ebedi bir uykuda;
Balkonda denize bakıp
Sonsuz bir suskunluktalar.

Bense
Kökü sökülmüş bir hüzün nöbetçisi,
İçimde fırtına, dışımda motor gürültüsü.
Ve her geçen araçta
yeniden yıkılıyorum.

Çünkü o yol
Sadece bir yol değil
Babamın devrilen kadehi,
annemin toprağa gömülen sardunyaları
ve benim…
Diri diri
üzerime beton dökülmüş
çocukluğumdur.

02 Mayıs 2026 32 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (1)
  • 39 dk. önce

    Çok içten ve bir o kadar da duru bir anlatım çok beğendim şair

    Tebrikler