Mavi Cübbeli Aşkın Düğünleri
Sollar hep geceye kusar Neron, ekinlerin coğrafyası henüz doğmamışken
Mahrem kisvesi duruşlar, salkım saçak kutlanılmaya hevesli
Bedeninde, siyah kulaçlarla çırpınan bir resmin hakkaniyeti...
Ilık bir ölümü ısmarlarken güvercine, ödü mü, özgürlüğü mü kopuyordu yâr?
Akabinde yağan Güneş
Haberi hiç olmadı küskünlerin
Barlar sokağında hadım edilmesi yüreğimin
Bir daha sevemeyeceğim kimseyi senin kadar
Mahlas iliştireceğim göğsüne
Nizamiye korkularına soyut düşeceğim
Bir asker öpecek yanaklarımı
Burcunda, memleket niyazı ile kelepçeye çeyrek kalarak
Hepi topu Fizan'a kadar yürüyeceğin sözlere
Niyetsiz duracaksın bir alımlı bir çalımlı
Utancından eğilerek sevişeceksin beni Notre dame'de
Soluk almaya yetmeyecek kifayetsizliğin
En çok beyaz dantelli yakanda güzel duracak küfürler
Ben sigara molalarında ağlayacağım
Ahşap evlerden, gökdelenlere...
Sübyan mısralarının ötelerine akıtılacak pişmanlıklar
Yastığa başını koyduğunda, ülkü özrü ile
Çıplak kadınların anonim sarılışlarını besteleyen bir adamı anıyorsun sen
İzmir'in büyücülerini çalıyorsun beyninin ferinde
Şiirler yalnızlığımı senin yüzünden kefenliyor
Özdemir Asaf: Bana yalanlar söylese yetinecektim; ama yalan söyledi demiş
İşte sevgilim, çoğulluk kabullenebilir; ama yokluğun hiçbir zaman...
Ayaküstü çıkışların, raporlu kırgınlıklarıma, gecenin terasından üşüyor
Hayır olsun inşallah, bugün de noktalı virgüllerim sıkışıyor
Kahpe bir dölün çocuklarına muhatap olmayı öğretti bana sonbahar
Yapraklar dökülmeden önceydi ilişkisel meselelerimiz
Neyi bölüyorsam gözlerine, o kadar...