Meçhule Sefer
Yola çık
Sessiz sedasız
İçindeki uçurumları/
Sile sile gözyaşını
Yola çık
Bir volkan gibi aniden
Süreksiz, buluta sevdalı yaylalara
Umut ile baharlara
At yüreğinden karanlığı
Kimse bilmesin,
Bu sevda yalanlığı.
Kader ıslak kaldırımlarında yolculuğun
Sessiz, içten sızısı vurur
Mart başlarının soğuk yankısı
Sarar bütün tükenmişliğine
Kar yanığı geceleri
Bir hasrettir çöker
Sızlasa da öldürmez
Yokluktur ardı sonu
Ağlatır güldürmez.
Yola çık
Sessiz bir poyrazın
Mehtaba yürüyen bulutların altında
Gecenin mavisini yutkunarak
Yıldızlardan umarak
Mutant umutlarını
Dönülmez hasretler sarınca sineni
Artık yaşamak müebbettir bu diyarda
Yine de bağrımda kopacak fırtınaya
Dayanarak yürürüm...
Yürürüm bilinmezlere
Kimse sormaz şu halimi:
Nereye gider bu meçhul?
Yürürüm vardığım yer savurur yellerine
Sürgünüm, suskunum, sensizim....
Kader yazılmış
Yönüm ardım neresi bildirmez
Gece yarılarında çöker bağrıma
Yediğim ağu, içtiğim zehir
Murdar olmuş yunduğum nehir
Savaş çağı bu çağ
Yitirmişim günüm gecem yok
Tutsağım, bakacak pencerem yok
Bir görsen şu yaralarımı
Sürecek merhemim yok...
Yola çık
Sonrasını düşünsen ne olur,
Öncesi ne oldu,
Her şeyini yitirsen ne olur?
Var bir Sen
Yok bu canda bu beden
Kırgınım yollara da
Geçtiğim yıllara da,
Bıraktık yağmurlara
Ağlamayı da
Yol uzun, hayat kısa
Yola çık...
