Medet Ey Dost Tut Ellerimizden

Medet Ey Dost Tut Ellerimizden


Ey Gönüller Sultanı,
Ey Dost Meclisinin Hezar-avaz Bülbülü!
“Ne olursan ol, yine gel!” dersin de…
Dergahına varıp gelecek yüz,
sohbetine diz çökecek diz mi kaldı.
Denî dünyanın çirkin işleriyle yorduk kalp ve bedeni.
Aşkına göz yumup “Hû” diyecek dil,
Hakk’tan alıp halka verecek el mi kaldı.
Uzat ellerini, tut ellerimizden!
Gözyaşıyla yıkanmayalı yıllar oldu gönül sarayı.
Diz çökmedik sohbetlere,
yüz sürmedik secdelere.
Hakk’ın nasip ettiğini bilek gücümüz bildik.
Sildik kalplerden Lafzatullah mührünü.
Ne doğan güne şükreyledik,
ne çöken karanlıktan Rabb’e aman diledik.
Asra yemin olsun ki zarar ve ziyandayız.
Medet ey dost! Perişanız, zordayız.
Cehennemden daha beter kordayız.
Tut ellerimizden.

Hamız; aşk ateşinden, dost nefesinden uzak düştük.
Bizi pişirecek ateşleri küfrün selleriyle söndürdük.
Ne Bâd-ı Sabâdan sual eder olduk,
Ne anar olduk Gül Yüzlü Muhammedi.
Pâyine yüz sürem deyi çölleri gülzar bilen Fuzulî’yi unuttuk.
Kestiği odunları elif terazisine koyan,
yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi gerek sayan Derviş Yunus’u unuttuk.
Hakk sözüne iman ve tasdikte emsalsiz olan,
Canlar Canının Can Yoldaşı Ebû Bekir Sıddîk’ı…
Edep, hayâ timsali Hz. Rabia’yı unuttuk.
Bir kez olsun görem diye çölleri aşıp gelen,
anne kavline sadık görmeden geri dönen,
Muhammed Mustafa’nın hırkasına bürünen,
Yemen çöllerinde Veysel Karanî’yi unuttuk.
Vücudu kızgın kayalarla ezilirken
“Muhammedün Rasülüllah!” diyen Davûdî Sesli Bilal’i unuttuk.
Ezan seslerini susturdu kahkahalar.
Kalplere huzur veren her ne varsa unuttuk.
Kaldık kör kuyularda.
Tut ellerimizden!

Ey gönüller Sultanı, Ya Mevlânâ!
“Gel, yine gel!” dersin de…
Sana gelen yolları seçemez oldu yürek.
Dünyaya kaptırdık kendimizi, kalp gözüyle hiç görmemişken
beşer gözü de kör oldu, kurudu göz pınarları ağla/ma/maktan.
Ey dost meclisinin ağlatan bülbülü, akıt gönül pasını gözlerimizden.
Hadi yak aşk çerağını.
Tut ellerimizden.

Ey Dost… Ey Gönüller Sultanı, Ya Mevlânâ!
Ne güzel bir ömür ki Hakk yolunda yaşadığın,
Hakk’a kavuşmayı eşsiz bir düğün saydın.
Bizse ahirete döndük sırtımızı.
Sizler can yürekten “Hû” deyip de semah dönerken,
Bizim dönüşümüz tevbe tutmaz günahlara.
Aşk size can katığı, gönül gıdasıyken,
Bizdeki aşklar ise süs oldu mısralara.
Aşk ateşine can veren pervanelerin
ömürleri müsaviyken,
bataklıklara saplanıp kaldık hepimiz.
Işığa uçmak için kanadıma güç gerek.
Yönümü bulmam için ışığı görmem gerek.
Medet Ey Dost!
Yak Çerağın, tut ellerimizden.

02 Nisan 2021 19 şiiri var.
Beğenenler (7)
Yorumlar