Metruk Hayallerin Resmigeçidi
Düşler kurardım eskiden
Metruk geçmişime sahip çıksın diye
Hani o en pembe olanından
Kırılmış aynalarda yüzümü saklayanından
Çıkmaz sokaktayım önüm ardım yalan
Baharlarımın adı şimdi sensizlikle talan
Raflardan indirdiğim tüm resmigeçitler
Tozlu hatıralarda suskun bir ağıt gibi bekler
Yanlış mevsimde dikilmiş çiçek gibi yalnızım
Kuruyan dallarımda saklı kaldı son yazım
Telafisi olmayan zamanların intizarı
Hiçbir ortalamaya sığmadı içimin sızısı
Akşamlar omzuma çöken küskün bir kederdi
Gözlerimde büyüyen ise o eski şehirlerdi
Bir çocuk masumluğu kadar kırılgan kaldım
Her vedada biraz daha kendimden çaldım
Sokak lambaları altında üşürdü gölgeler
Yağmur bile ismini anarken
Sessizce ağlarmış meğer
Rüzgâr saçlarımdan eski şarkılar geçirirdi
Kaybolmuş zamanlar kalbime ince ince işlerdi
Her tren başka bir ayrılığı taşırdı geceye
Her istasyon biraz daha sürgündü yüreğe
Küllerinden doğamadı yarım kalan hevesler
Metruk duvarlara sindi unutulmuş nefesler
Bir vakit ellerimde çoğalırdı baharlar
Şimdi avuçlarımda yalnız paslı anahtarlar
Kapısını açamadım çocuk kalan düşlerin
İçimde yankısı kaldı suskun gidişlerin
Göğsümde sakladığım kırgın bir hatıra gibi
Eksildim her gün biraz gördüm en dibi
Ne kadar kaçsam da peşimden geldi hüzün
Göğe bıraktığım dualar kadar yorgunum bugün
Aynı masada unutulmuş çay lekeleri vardı
Bir zamanlar gözlerime umutla bakanların artığı
Şimdi hepsi solgun bir sonbahar yaprağında
Savrulup gidiyor geceler kendi karanlığında
Sessizlik en ağır cümle oldu dudaklarımda
Kırık saatler çalıştı durmuş zamanlarımda
Ne çok yarım kalmış cümle birikti içimde
Hepsi eski bir şehrin viran edilmiş çehresinde
Zaman her şeyin üstünü örtermiş derler
Oysa bazı acılar küllenip yeniden yükselirler
Bir resmigeçit gibi geçiyor ömrüm gözlerimden
Eksilen ne varsa saklı şimdi şiirlerimden
Metruk hayallerin pas tutmuş koridorundayım
Kaybolmuş seslerin gölgesinde ayaktayım
Belki bir gün yeniden filiz verir içimde umutlar
Ama bugün;
Hâlâ sustuğum yerde çoğalıyor ağıtlar






