Mevsimsiz Yeşil Kent Güncellemesi

Mevsimsiz Yeşil Kent Güncellemesi

1.Bölüm

Bir yere kavuşma heyecanına denk düşen yollara
Sıla hasretlerini koyan yalnız halkım gibi
Ne zaman yola koyulsak göğsümüzde
Açlıktan ölen bebeklerin ağrısı
sözümün sılası demiştim
Uzunca hikayenin satırlarında
zulmü darağacına çektim
Zaman yol çatan eşkiya gibi soydu sinemizde ne varsa arta kalanı
yorulmak nedir?
Günleri günlere katıyoruz
günleri büyük sevdamıza katıyoruz

Altıparmak’lı caddenin avuç içini andıran kaldırımlarından yürüyorum nefes nefese
Yorulmak neydi Rıza
Hekimhan çeşmesinden Mahir’ce saka edasıyla getirdiğin bir tas suyu
Uçarı yangın kızılı gülüşlere paydaş ederek
Aynı meridyen aralığında
Çekirge’de bölüşüp
Hücre hücre
ölmek miydi yorulmak ?

Soldan geçtim caddeyi
Aşağı yukarı yüz metre ilerde
Somuncu Baba’dan el almış pastaneden
İki tane poğaça aldım
Sadeydi,sıcaktı
ülke telaşlarını yatılıda
Lüle taşına kazıyan
Ve ilk kalem heyecanlarım ile karaladığım satırları
Zindan ardı yiğitlere okuyan
Emine ile çay içmeliyim
Sabahın demi
güzeli gül gibi dünyada
Söylesene Emoş;
Hangi titrek bir kalbin izdüşümüne denk gelir Turuncu güney ana kokusu ?

Yürüyorum
Güneş Kocaman ellerini bulutlara değdiriyor
Yemyeşil dallardan sızıyor enlemesine yağan yağmur
Karafaki İbo’nun elinde
dolduruyor ibo
Hınca hınç
sevda nakaratı
Sarıyor ruhumuzu
Öldük mü değil
Sevdik mi diyor inadına
Söylesene ibo;
Löve hep aşkları mı yazar satır satır?

Altıparmak-Çekirge:
Bursa’da semt isimleri
Löve:Briç oyun terimi

26 Mart 2026 142 şiiri var.
Yorumlar (10)
  • 42 gün önce

    Yüreğime güzel bir şiir düştü değerli arkadaşımın heybesinden aldık kabul ettik kutladık eyvallah...

  • 43 gün önce

    "Altıparmak’lı caddenin avuç içini andıran kaldırımlarından yürüyorum nefes nefese / Yorulmak neydi" bölümü çok dokundu. Sanki şair, o sokaklarda yürürken geçmişe ve sevdiklere nostaljiyle dönüyor ve "yorulmak" kelimesini sorgulayarak bir direniş sergiliyor gibi. Bu bölüm, şiirin en güçlü noktalarından biri.

    Ama belki de "Sabahın demi güzeli gül gibi dünyada / Söylesene Emoş; Hangi titrek bir kalbin izdüşümüne denk gelir Turuncu güney ana kokusu?" kısmı da çok etkileyici. Sanki şair, o anın güzelliğini ve sevdiklerin anısını sorguluyor gibi.

    Hangi bölümde kendime bir şeyler hissettim ona baktım. Çokça kutlarım, selamlar saygılar İzmir'den.

  • 44 gün önce

    Şiiriniz belirgin biçimde İkinci Yeni sonrası gelişen toplumcu duyarlılıkla harmanlanmış modern serbest şiir çizgisine konumlanmış hatta yer yer Toplumcu Gerçekçilik etkisi de hissediliyor. (Meğer ne kadar "İkinci yenici" varmış ülkede). Mekân (Altıparmak, Çekirge), gündelik nesneler (poğaça, çay) ve politik/toplumsal imgeler (açlıktan ölen bebekler, zindan, zulüm) arasında kurduğunuz geçişler güçlü duruyor. Şiiriniz bireysel hafıza ile kolektif acıyı aynı düzlemde eritiyor. Ancak imgesel yoğunluk zaman zaman kontrolsüz genişliyor. Özellikle “yorulmak” etrafında kurulan sorgu, şiirin omurgası olabilecekken dağınık bir yapı nedeniyle etkisini kısmen yitiriyor denilebilir. Yer yer çok başarılı, çarpıcı dizeler var ama bütünlükte bir sıkılaştırma ve imge ekonomisi şiiri daha vurucu hale getirebilir. Sİte yöneticilerinin de 10/6 performansla "Günün Şiiri" kategorisine eser dahil ettiklerini düşünürsek; önemli adaylardan biri diyebiliriz.

  • 45 gün önce

    Manzara çok güzel önce onu söylim... İnsanın o pamuksu bulutlara sımsıcak sarınası, o karda tostombik tepeden aşağı yuvarlanası geliyor. Orda olsaydım yapardım, kimseden çekinmem yani...millet orda kayak yaparken ben çocuk gibi yerde yuvarlanıp taklalar atardım heralde...yani elime böyle bi fırsat geçecek de elimin tersiyle iteceğim, deli miyim? Nerde bulacağım bi daha bu kar toplarını?

    Görüyor musunuz iklimimiz, havamız bile değişti. Doğru dürüst ne kar yağıyor, ne yağmur. Açık konuşim ben yağmuru sevmem, ılık yaz yağmurları hariç...ama kar masumiyettir, arınmadır, dünya ve bütün insanlar sanki bu karla yıkanmış gibi pirûpak, sanki günahlarından sıyrılmış gibi görünürler gözüme...ama açta açıkta olanları, evi barkı olmayanları, dışardaki canları düşününce de içim cız eder, bir yanım da onlar gibi açıkta kalır ve üşür.

    Bu resime nasıl da hayıflanıp öykündüm böyle henüz şiire bile doğru dürüst bi girizgâh yapamadım.

    İnşallah bir gün bir araya geliriz de, ağzımızda tıkabasa şiirlerle karşılıklı kartopu oynayıp kurtlarımızı dökeriz güzelce:)

    Haaa evet ne diyordum? Şiir diyordum en son...

    Efendim şiiriniz tıpkı girişteki naif cümleleriniz gibi; hem heyecanla bi yere kavuşma telaşındalar hem de sıla hasretimizi kamçılayıp çanak tutuyorlar biriken özlemlerimize...

    Ustam biz ölmüyoruz! Biz acı çekiyoruz! Şiirleri niçin yazıyoruz? Acımızı dillendirmek, yaralarımızı kanatmak ve sonra da dikiş atmak için...

    Orda acı ve sevinç, orda hüzün ve direnç, orda umut ve düş, iyi ve kötü ne varsa kol kola, omuz omuzadır.

    Ama biliriz ki; çarpışan kalpler birdir, orda güzellik vardır, heybesinde mutlu yarınlar ve yalnızca sevgi kucaklanır.

    Güzel şiir...buruksu hüznünün yanında, huzurlu bir gülüşü de bulaştırıyor elimize yüzümüze...

    Öldük mü? Hayır! Daha da güçlendik ve hislendik...

    Duyarlı, anlamlı ve duygulu oldukça... Tebrikler, sevgiler, saygılar.

  • 46 gün önce

    Memleketimizin yaman halleri.Yorar bizi.Gülsek olmaz,ağlasak hiç olmaz.Sevdalarımız hep yüreğimizde.Kimselere de anlatmayız.Elimizde kala kala şiir kalır.Acılarımıza şiirimizle dokunuruz.Selam ile.