Ne Kış Ne Bahar
*
Bugün içimde
Adı konmamış bir mevsim var
Ne tam kışım
Ne de bahara inanacak kadar cesur
Bir yanım susuyor
Bir yanım
Cam kenarında bekleyen bir çocuk
Gökyüzüne değil
Geçmişe bakıyor
Ne kadar güzel zamanlarımızdı
O zamanlar
Akşamın turuncu yerinden tutup
Geceye usulca bıraktığımız
Çayın buharında yüzün vardı
Gülüşün pencereye çarpıp
Odaya dağılan serçeler gibiydi
Dünya küçük bir masa kadardı o vakit
Ellerimiz değince genişleyen
Hiçbir şey eksik değildi
Çünkü biz vardık
Şimdi takvimler sessiz
Sandalyeler biraz kırgın
Hatıralar küskün
Bir cebimde Güneş
Bir cebimde sen dolaṣırken
Ne kadar güzel zamanlarımızdı
Bir şarkı çalsa uzaktan
Hemen ayağa kalkıyor o günler
Bir rüzgâr esse
Perdeyi değil, saçlarını hatırlıyorum
Bir fincan daha koyuyorum masaya
Alışkanlık mı, özlem mi bilmiyorum
Ev değiştiriyor zaman
Ama anahtar hâlâ bende
Bazen gecenin en ince saatinde
Kapıyı aralıyorum usulca
İçeride gençliğimiz duruyor
Tozlanmamış bir gülüş gibi
Birbirimize bakışımız
Dünya’yı affeder gibiydi o vakit
Ṣimdi sofra geniş
Kimse yok etrafında
Tabaklar suskun
Sandalyeler geri çekilmiş
Ekmek duruyor ortada
Bölünmeyi bekleyen bir hatıra gibi
Su bile kendi yüzüne bakıyor
Masa büyüdü belki
Ama kahkahalar sığmadı artık içine
Tuzluk yerinde, çatal yerinde
Yalnız insan eksik
Bir zamanlar
Omuz omuza değen dirseklerin
Yerinde şimdi boşluk oturuyor
Bugün içimde
Rüzgârı kararsız bir hava var
Ne üşütecek kadar sert
Ne ısıtacak kadar yakın
Bir yanım “geçti” diyor
Bir yanım hâlâ aynı kapının önünde
Çalınmayan bir zili dinliyor kalbim
Belki bu yüzden
Adı konmamış mevsimler
En çok yoruyor insanı
Ne yas tutabiliyorsun tam
Ne umutlanabiliyorsun artık
sevay


