Ömürlük Hüzün
Keşkeler hep geç kalmıştı ardımızda,
Açılmamış mektuplar gibi sararmış.
Okunmamış bir romanın son sayfasında,
Yetim satırların bir ömürlük hüznü kalmış.
Bir akşam çöker de içimize sessizlik,
Gölgeler büyür o eski aynalarda.
Yarım kalmış dualar gibi adımız,
Üşür durur kaderin kıyılarında.
Ne çok bahar geçti içimize uğramadan,
Ne çok geceyi kendimize sürgün ettik.
Kırık bir saatin durmuş akrebinde,
Bekleyerek ömrümüzü tükettik.
Zaman, akıp giden bir nehirmiş meğer,
Biz kıyısında beklerken eksilmişiz.
Avucumuzda kalan o mahzun düşlerle,
Meçhulün girdabında tükenmişiz.
Konuşsak içimizde kıyametler kopar,
Sussak, küle döner koca bir şehir.
Ne vakit kanasa o kabuksuz yara,
Söz düğümlenir de, bir “neyse”yle sessizleşir.
