Penceremin Önünde Her Gece
Her akşam sözlerimi asardım kuytularına
Dinlerdi beni sessiz ....
Tıpkı günlüğüme yazar gibi
Ama ... kalemsiz , mürekkepsiz
Bazen rüzgârın uğultusuna karışırdı
İnlerdi karanlıkta nefeslerimiz
O orda öylece tepkisiz ...
Bense bir pencere kenarında ....
Huzursuz .... çaresiz
Gözyaşlarıma uzanırdı sanki bazen
Bana doğru uçururdu esmeler , yapraklarını
Gölgeleri düşerdi gözlerime gizlisiz
Yoldan biri geçerken ...
Gece yavaşça düşerken ...
Ve , ben yatmaya giderken ....
Bir hıçkırık sesi gelirdi sokaklardan
Acılı ve bitimsiz
Demli bir çay ikram etmek isterdim ona
Soğuk kış gecelerinde ...
Bilirdim içmezdi ...
Acılarım olurdu kadehimde bazen
Sana içiyorum derdim ... şerefine
O içki de sevmezdi
Ürperirdim bana her uzanışında bakışları
Anlatılamazdı bu ... ölüm gibiydi sanki
Tarifsiz
İşten her dönüşümde , ilk onunla gözgöze gelirdim
Her bezginliğimde ona sığınır .... ona gizlenirdim
Perdelerimi hiç kapatmaz ....
Soğuklara aldırmaz ....
Ve dibinde uyurdum penceremin
Belki gelir de saçımı okşardı
Belki bana bir masalı vardı
Belki benimle ağlayacaktı ....
Hatta , belki ben ...
Belki , o ...
Belki de , biz .....
Kimiz ?......
Oysa , ben hayatın dalgalarında savrulan bir kadın
O ise penceremin önünde , kocaman bir ağaç
Yalnızca yeşiline bakabildiğim ...
Sadece dallarını tutabildiğim ...
Gövdesine dokunabildiğim ...
Bir ..... ağaç sadece
Ah ! .... O şimdi , nasıl da bensiz
Ve hayat , her an
Çılgın bir sürpriz !....
Not: ( Yıllar önce , tam penceremin önünde bir ağacım vardı . Taşınırken ağladığım , vedalaştığım
ve halâ ziyaret ettiğim , ağacım bensiz büyümeye devam ediyor . Bu şiirim ona !..... )