Piyonların İntiharı
Biletçisi uyumuş o son istasyonda, kıyamete kurulan bir saatin son tıkırtısıdır...
Ben yıkık bir vagonun sana kokan kompartımanında...
Ölümü parmak uçlarıyla uzatan bir hayaletin nefesiyim.
Raylar çoktan tükendi, durakları fırtına biçti;
Kelimeler ise dilimde intihara teşne keskin piyonlar.
Süslü şah-matların arkasına saklanan o cüce gölgen,
Sahte bir tahtın üstünde kendi yalanını alkışlıyor.
Bense küllerinden kaleler ören o mağrur enkaz;
Gözlerinin hırsını sitemimin görkemli sükûtuyla boğuyorum.
Şimdi özlem, bir namlunun ucunda dönen o son rondo;
İçimde çöller çatırdarken kutuplar alev alev donuyor.
Sana çarpan her hecem, göğsümde patlayan dilsiz bir infilak...
Kelimeler, ayak bileklerimde dans eden prangalı fahişeler.
Bu kırık masada kaderi bile isteye dize getirdim,
Acının en kesif, en şaşaalı rengini kuşanarak.
Geri dönen yollar arıtamaz artık bu amansız günahı;
Kayıp bir pusulanın sırtına yükledim sızlayan geçmişi.
Yıktım sandığın o duvarlardan kendime yeni bir zırh döktüm,
Söküp attım göğsümden sana ait o çürük, asalak mirası.
Şimdi biletçisi uyuyakalmış bu son istasyonda,
Bütün ışıkları söndürdüm;
Sur'a kadar aklımdasın,
Sonra sen de bir yalandan ibaret olacaksın...