Ay'ın Yalnızlığında
"Şimdi Bu sabahın elleri lacivert pencereleri kör Tüm kırmızılarımıza dökülen bu ruhani leyliden görünür heyhat"
Ay'ın Yalnızlığında
Beton gibi soğuktu hava
Sandalyenin ayağı kırık
Devrildi zaman...
Geçiyor akşam sefası
mahzun çiçekleriyle
gecenin hülyasından.
Gidiyor musun ey sevgili?
Ayrılığın dilinde her lahza
usuldan usuldan.
Bıraktım dem vursun aşk
pembeler tenimden toprağa düşerken,
kaybolsun benliğim...
Sen yoksan bu iklimlerin içinde
Dökülsün o güller de
müphem zamandan.
Kandillerince yükselsin alevler
İçimde devleşen o gölgelere
Şehrin üstüne serpilsin gözlerim
Loş sokakların uğultusunda
kaldırımlarında,
ayak izlerin.
Seni anlatıyorum geceye
Süzülüyor gökkubbeden
güneş yansıması haleler.
Bana o eski maviler
Ve o eski siyahla fısıltılar
firakta nagehan yine
Seni alıp getiren o beyaz ışık
Şakağından kırılan şu ayla...
Aramıza dökülen ışıksızlıkta
Gecenin ruhunu örter üzerimize
Şimdi
Bu sabahın elleri lacivert
pencereleri kör
Tüm kırmızılarımıza dökülen
bu ruhani leyliden görünür heyhat
Sessizlikle baş başayız
Renklerimiz soluyor Ay'ın ışığında;
Ben maviden sökülüyorum
Sen o yeşilden
Ki
Hepsinin eşiğinde kırılan
yüreğinin halesi
Geçmişin kör kuşlarıyla sevişirken
Mor ışıklarıyla sızıyor
içimden içeri...
Beton gibi soğuktu kafa
Sandalyenin ayağı kırık
Sen de geçip gidiyorsun
haleler içinden;
Kasım soğuguyla
Ay'ın yalnızlığında...
Tcpassenger_ierdoğan
02.11.2026/Sümer Sokak