Plastik Bitkinin Plastik Saksısı
Hayatın ritmini kaçırdığımdan beri şiirlerin ve şarkılarında tadı kaçtı
Tadı kaçan sadece onlar değildi ne yazık ki
Kurak topraklara serpilen plastik tohumların hayalperest kurgulardan bir farkı var mıydı ki
İşte o hayalperestlerin canı yandı
Ruhlarını ruhlarından çektiklerinde plasebo ritüelleri başlamıştı
Dürüstlükle serpiştirilen plastik tohumların saksıdan meyveleri olmuştu
Tanrı tarafından yasaklanan o meyveleri tatmaya cüret ettik
Ne cüretle!
"Bi sigara yakmam gerek" dedim
Sustu
Sigarama titrek ellerimi terleyen avuçlarımı ve ürkekliğimi sarıp yaktım
"Ne fark eder" dedi
Önünde sonunda ben plastik bir saksıydım
O ise kurak topraklara bile can veren bir tanrıça
Süzüldü naylon yanaklarımdan naylon bir göz yaşı
Bileklerime bakırdan ipleri bağladığımdan beri intiharlarım yakamı bırakmadı
Beynimin kıvrımlarına saklanan köklerin canımı yakıyor
Sen çekimine yenik düşen bedenim bir sürüngenin yetilerini çalmıştı sanki
Üstü başı toz toprak göğsü paramparça ve kanlı
"Köklerinde plastikten mi"
dedim
Tüm dürüstlülüğü ile
" Hayır" dedi
"Hırsızsın" dedim
"Hırsız bir tanrıça"
"Mart'tan Kasım'a kadar yolun var" dedi
"Biliyorum" dedim
Şimdi mis gibi dumanı üstünde ölümlerimle bırak beni...


