Saatler Tersine Akıyor Ìçimde
*
saatler tersine akıyor içimde
zaman..
kendi gölgesine çarpıp kırılıyor
bir düşünceyi tutuyorum
elime kül bulaşıyor
aklım..
bir aynayı unutmuş gibi
yüzüm çoğalıyor
hiçbiri ben değil
cümlelerim yarım doğuyor
çıplak
anneleri yok
yetim harflerle büyüyorlar
hüzün..
yerini bilmeyen bir yıldız gibi
düşüyor göğsüme
kalbim sıkışıyor
ne geceye sığıyor
ne sabaha
yüreğim karışık bir şehir
ışıklar yanıyor
ama
evde kimse yok
kapıları çalıyorum
içeriden suskunluk açıyor
bir an
duruyor her şey
akıl tutulması
düşünceler kararıyor
duygular yönünü şaşırıyor
ben..
kendi içimde kaybolmuş
en yabancı sesim
gece..
aklımın üstüne kapanmış
bir perde gibi
düşüncelerim ışık almıyor artık
karanlık bile yorgun
hüzün konuşmuyor
oturup bakıyor bana
bakışı uzun
cevapsız sorular kadar derin
hatıralar yanlış kapıları çalıyor
hiçbiri açılmıyor
içimde bir çocuk var
suskun
büyümekten küsmüş
zamana sırtını dönmüş
kalbim yavaşlıyor
sanki yaşamaktan izin istiyor
her şey yerli yerinde
düzenli
fakat
hiçbir şey tamam değil
ve ben
akıl tutulmasının tam ortasında
ne düşünecek kadar ayık
ne unutacak kadar sarhoşum
sadece ağır bir melankoliyle
kendime doğru çöküyorum
yokum diyorum aynalara
yüzüm buğulanıp geri çekiliyor
adımı çağıran seslere
boş bir koridor cevap veriyor
yokum
saatler beni
aramaktan vazgeçmiş
takvim yaprakları
bensiz de eskimeyi öğrenmiş
bir sandalyede
gölgem oturuyor
ben çoktan kalkıp gitmişim içimden
yokum
cümlelerimin ortasında
derin bir boşluk açılıyor
noktalar mezar taşı gibi
her susuş biraz daha ağır
ve yokluğum
kimsenin fark etmediği bir yağmur
içime yağıyor
ıslanıyorum ama görünmüyorum
Dünya dönüyor
ben dönmeyen bir düşünceyim
yokum
ama acı var
ama hatıra var
ama kalbim hâlâ
adını bilmediğim bir karanlığa
yavaş yavaş eriyor
yokum
çünkü çok kaldım
çünkü her şeyden biraz
fazla hissettim
İnsan bazen taşınca silinir
ama yokluk bile
tam değil
bir kıpırtı var dipte
adını koyamadığım
belki bir nefes artığı
belki unutulmuş bir hece
karanlık..
her şeyi yutar sanırdım
meğer bazı boşluklar
ışığı saklarmış
yokum dedikçe
zaman durup dinliyor
“emin misin?” der gibi
İçimde,
en yorgun yerimde
ince bir sızı
yaşamaya direniyor
belki varlık dediğin
yüksek sesle durmak değil
bazen sadece
tam da kaybolurken
bir iz bırakmaktır
şimdi bitiriyorum
bir noktayla değil
hafif bir solukla
çünkü bazı şiirler
bittiği yerde değil
okuyanın içinde
sessizce devam eder
eğer bir gün
içinde açıklayamadığım bir boşluk hissedersem
bil ki..
oradan geçmişimdir
artık geriye
ne bir nefes
ne bir ses
ne de bir söz kalır
sadece derin
sakin bir yokluk
sevay
