Sevdanın Kırık Saatleri
Cam kırıkları arasında
yürüyen ayak sesleri
hangi rüyadan döküldü bilmem
yağmurlu cam mekânlara
Kedi gözleri
yeşil fosfor gibi yanar karanlıkta
senin olmayan
sokak lambalarının altında
Sabret diyorsun
sabır bir kuş mu
kanat çırpar mı göğsümde
yoksa ölü bir balık
suda yüzer gibi
Gözlerinden
çıplak ayaklı çocuklar
koşar durur
hangi bahçeye
hangi unutuluşa
Ay parçaları
ellerimde eriyip gidiyor
tuz tadı
dudaklarımda kristalleşiyor
Sen
bir kapı gibisin
açılmayan
arkasında ne var
kim bilir
Hasret
kırmızı bir iplik
bağlar beni
hangi makinenin
sarrafına
Tebessüm
düşer yere
yaprak gibi
kim toplar
kim yakar
Menzil
kelimesi
ağzımda çürük diş gibi
çıkaramam
yutamam
Kısmet
bir sayı mı
hesap makinesi
çalar sabahları
uyanırsın
Duy
işte
cam kırıkları
hâlâ yürüyor
rüyanda
Turgay Kurtuluş
Bir kırık cam mozaiği. Her parçasında ayrı bir hüzün, her kesiğinde ayrı bir ses.Tebrikler