Şubat Deprem ve Bir Resme Ağıt
ŞUBAT DEPREM VE BİR RESME AĞIT
-O gün öyle soğuktu ki, bir daha hiç üşümedi kimse…- (alıntı)
1
Beklemek, uzun uzun, ölümce.
buz gibi, iç içe tam orta yerinde çaresizliğin.
bu zor. bu çok.
ölümden birkaç arşın soğuk.
en çok hep çocuklara ilişiyor.
Tanrım,
öyle üşüdüler ki, bilemezsin.
ve bağışla
niye ölür ki çocuklar?
Dilimde isimleri her birinin
ve sesleri nefesimde
üşüyor, (herkesin) sesim.
kalbim, çocuklar ülkesi.
2
-Eşyalar Hatıralar-
Kalır dünyadan?
kör bir ta(r.l)ihin 'güney' tenli yaralı kentler
ilk doğum sancılarından son nefesin sessizliğine değin.
Yıkıntılarda, kırık dökük, izler kalır acılardan anılar.
gözyaşları, oyuncakların
anılara kendi dilinde ağıtlar yakan anne çığlıkları
elemli gökyüzünden kalan hasarlı bakışlar
Enkazda evlatlarının elbisesini koklayan,
ellerinde bayramlık elbise
mezarlıkta bir başka baba.
Bir bedeni kucaklamış bir motosiklet
beyaz bir kefen ile.
Yıkıntılarda aranan hatıralar
nefesler, canlar, düşler
kırık bir gözlük, kırık bir ayna,
bir fotoğraf,
hayatını kaybetmiş oyuncaklar ve eşyalar.
Kabristana şekerler,
kuşlar için yem bırakılmış.
üşümesin diye battaniye ile örtülü bir başka mezar
üşüyorduk hepimiz.
3
Nidası yıkıntılarda gezinen
haykırıyor bir anne evladına
sesi yaralı, çaresiz…
Yıkıntılarda bir çocuk
annesinin ismini arıyor kendi sesinde ağlayarak.
arıyor masumca minik geçmişini
arıyor tek başına muğlak geleceğini.
Ellerinde bisküvi ile bekleyerek
Şerif amca ağlayarak, bile bile...
Bir gün öncesi küsmüş annesine
akıyor gözlerinden bir evlat,
yutkusunda düğüm düğüm pişmanlık
af dileyemeyecek olmanın çaresizliği.
‘Dünya hâlâ var mı? diye soruyor menekşe nine
‘ben var mıyım, yok mu’
‘dünya hâlâ duruyor mu yerinde?’
diyen bir başka ana, yaşıyorken yer çekimsiz.
Saatlerce cansız babası ile bekleyen Cemile.
Enkazda ölen eşiyle el eleyken,
kızıyla azalan nefesi kızına yetsin diye
ölmek için yalvaran anne.
El ele
ömrünün ölüsü ile el ele
çaresizce tutarken parmaklarını kelimelerin
kalakalarak kaskatı, sessiz, çaresiz
‘Irmak’ın üşüyen elleri.
elleri şubat, şubat ölümü.
akmış cennete.
Tanrım!
soluğunla,
ısıtarak şubat'ı
sar üstünü, sar yüzünü,
üşümesin yer/yüzü.
Ölüm yıkıntılarda soluk bin resim kadrajı...
Güney
Şiir tarafımca daha önce yazılmış ama yayımlamadan önce yer yer düzenlenmiştir.
Şiirin yazılmasında ana tema 2023 yılında gerçekleşen Kahramanmaraş depremi ve acının çekilen fotoğrafları olmuştur.
Bu şiirdeki fotoğraf Mesut Hançer'in göçük altında kalarak vefat eden kızı Irmak Leyla'nın ellerini tuttuğu bir karedir.
Paylaşımda yer alan müzik Erzincan depremine yakılmış daha sonra Hasret Gültekin tarafından derlenmiştir.
Ruhları şad olsun.
Dilerim Allah'tan, bir daha böyle acıları hiçbir ülke ve hiç kimse yaşamaz.


Resmi eklememişsiniz Güney bey