Sürgülü Yalnızlığın Ülkesi
Ben, unutulmuş bir beşiğin kırık ninnisiyim
Annemin sesinde yankılanmayan,
Babamın avuçlarına düşmeyen yarım bir çığlık...
Doğar doğmaz unutulmuş bir nefesim.
Yetimhane;
Duvarların nabzı yok burada, saatler kör
Zaman,göğsümde ağırlaşan bir sessizlik
Beşikte öğrendim kucaksız büyümeyi
Battaniye değil, duvarların soğuğu sardı beni.
Tenime değil, ruhuma işleyen bir kıştı bu.
Pas kokan avluda,
Yüküm, kemiklerime inen kirli bir karanlık
Gülüşü olmayan bu oda
Beni kimsesizliğimden yakalar.
Adımı hiç duymadım
Bir boşluk kadar soğuk,
Bir yankı kadar sahipsizim.
Her gece penceresiz rüyalarda,
Annesizliğin diliyle uyurum.
Yurdun ayazı büyüttü beni,
İçimde donmuş bir çocuk
Kalbim ışıksız bir oda, nefesim kırık cam...
Bazı çocuklar büyümez; sadece susar.
Soruyorum kendime:
Ben mi kayboldum, yoksa dünya mı beni bulamadı?
Yetimhane
Betondan bir sessizlik ülkesi
Masallar zincirli, gökyüzü demirlerin ardında
Her kapıda bana ait olmayan kilitler...
Aynaya bakıyorum, yüzüm yarım.
Gölgeler çoğalıyor içimde,ben azalıyorum.
Yokluğum, yüzümden önce geliyor.
Kalbim terk edilmiş bir şehir
Işıkları söndürülmüş ıssız sokaklar...
Ve anlıyorum;
İnsan bazen ölmez, sadece yüreğinden kilitlenir.
Duruyorum avlunun soğuğunda.
Omuzlarımda sürgülü yalnızlık
Dünya geçiyor yanımdan.
Bazı çocuklar büyür,
ben içimde susmayı öğrenirim.
Ve şimdi biri sorarsa "Kimsin?" diye,
Derim ki:
Ben, bir annenin yokluğunda büyüyen
Sessiz bir çığlığım..



