Sürüntü / Silgi İzi
İnce fırçaların sürüntüsünde,
Geceye çizilen akşam rimelleri...
Söz dinlemiyorlar!
Yansımasında bin yıldız sönerken.
Naif nedenler kırılır,
"Niçin"in bedeni dar gelir.
Bir otlu peynirin tadı
Burkulmaz mı?
Acı yağında beklerken!
Sinekli,
Konak pazarları...
Bir köy varmış gibi uzakta...
Ve bakkallar...
Yine buza kesecek
Kadar simit soğuk.
—Bir adımken,
Adım Ankara'dır.—
"İyi oldum diye ucuz sanıldım."
Koltuklar ve sandalyeler;
Bir ırmağın üstünde yüzer
Kadife kumaşın esaslı sahipleri.
Hiçbirimiz değildik,
Halbuki.
Hatların kalır odada
Sen gittikten sonra...
Zencefil kokulu zamanlar
Sızar
Merhemsiz...
Şimdi plastik zamanın
Yeni soygunu bu
Anlayışsızlıklar.
Ruhum çalındı...
Bir sağa eğik hayat,
Bir sola çizik;
Karakalemin
Işık oyunları...
Silinmeye hazır boşluğunda
Gölgesi kadar gerçek...
Karahindiba uçuşlarıyla,
Bir toz serpintisinde
Serçe parmaklarım;
Kağıdın simetrik çizgilerine
Can verir gururla...
Uzanıp boylu boyunca sevişiriz bir gün!
Kimine göre
Dolu olan yanlarım yarım;
Ama
Tamdır,
Hani seni tamlayan gibi
Sayıklanır hayat tavlamaları...
Derinlik katar koyu duvarlar
Kiminin hacmine.
Otur yanı başıma;
Tenin
Kadife gibi değil!
Şeffaf tüylü bir kürk manto...
Soyun...
Ama sen Madonna değilsin.
Soyun ne olur yalanlarından.
Ben ilk kez
Tam olmayı bilemiyorum!
Durmuyor hiçbir şey,
Duyulmadığı gibi...
Gece seslerinden
Üç aşağı beş yukarı
Yalana gelirken zaman;
—İyi oldum diye ucuz sarıldım—
Evet;
Karalanması unutulmuş bir kağıda,
Kalemler gibi
Tirbuşon yontusu...
Sivri bir rengim;
Yivlerinde dönen
Bir kurşuni
Damla,
Saplanır kuyucak kağıda...
Gecenin sürüntüsünde
Bir kalem ve
Bir beyaz kağıt gibi
Sevişemeyiz elbette, biliyorsun!
Silgi varlığında oturuyoruz baş başa.
Çünkü;
Işık oyunu,
Sen
Ve yarım olan...
Ve iyi oldum diye, ucuza satılmışlığım;
Sinek
Konmacası...
Kalemim,
Karakaleminin
Karasını
Tenimden silmeye çabalıyor.
Ama o iz...
Sildikçe koyulaşıyor.
Tcpassenger_ierdoğan
28.04.2026 / Ankara




