Ters Haçlara Gerilmiş Ümit Tarlası
/ Gelmekten aciz bir Azrail im var benim
Orağında en güzel anılarımın damarları/
Serkeşliğimden arta kalan geceyi
Yırtan bir telefon sesi gidişin
Kazıklara oturtulan düşlerimin
Ayak parmaklarından süzülür aşk..
Tavla zarında almışım son düşeşimi
Saatli kule dibine bırakılmış zamanlarım
Buruk kuşburnu tadında hüzünlerim
Mavi duvarlara çizilmiş
İstanbul resimlerim
Sabah ayazlarında
İmam Allah-ü ekber demeden daha
Anamın koynundan çıktığım halimleyim
Aptal
Savunmasız
Korkak
Saflığımı bıraktığım gara
Birde para üstü bırakmışım
Şimdi
Şehvet rengi odayı gördüğünde
Kasıkları ağrıyan ergenin
Alnından süzülen günahım ben.
Kaç yanlışım oldu da alıp
Hicr e götürdüler
Hiç bilmedim
Dişi deveyi de öldürmedim ki
Sessizliklerden helak oldum böyle
Zaten
Ateşin mâricine değmiş gözlerimle
Daha fazla kâfir olamam
Kör kuyulara düşsem sevinecektim
Cehenneme bırakılan taşım ben
Bir peygamber duyacak sesimi düştüğümde
Dünya şimdi turkuaza boyasın kendini
Alınacak alınmıştır siyahtan
Kinin sırtıma geçirdiği gibi tırnaklarını..
Adamım,
Gidişin kemanımdaki la sesi
Doğmamış çocuklarım
Yırtıp çıkacaklar rahmimi
Kül ormanında bıraktın beni adamım
Vahşi olan tek canlı benim
Yangınlardan yangın beğendim
Acısı issiz..
Kundağımdan özür dilerken
Bir aksi ihtiyar gibi
Bastonumun ucunda acı grilerim..
Ey zebani hangi kapıdan girdim ben
Kendim yürüyeceğim istikametime
Öpüldüğünde en son zar tutan ellerimle..
/Zift dökülmemiş tavanlardan sızan damlacıklar gibi
gel ey Azrail anılarıma boğ beni/