Tiksinti
Ağzımın içinde,azgın kuşlar
Dişlerinin izleri,can verir, bağrı açık gövdemde
Şiirler de böyle mi ölür?
Ve aşk sözleri...
Yumağı karışmış cümlelerin
Dünya,dilsiz bir küre
Hile ve oyunları ile içimde çürüyen
Bekledim, çeyrek yüz yıl,zamanın soyut kanatlarımın gevşetmesini
Nar çiçekleri açtı
Güllerin ölümünü,yazdım mezar taşlarına
Bekledim,bir kadının kapıdan girmesini
Saçlarının yedi iklime yayılmasını
Babamı bekledim,loş bir pervazda
Her baba bir Tanrıdır,meyvesi olmayan çekirdeğin dili korkunçtur
Tahripkar babalar ve bir küfürdür çocuk Tanrı’ ya
Kimyası bozulmuş ruhlardan t/üredim
Birdim,bin oldum
Biraz matematik,biraz felsefe
Cambazdır mısralar..
Haydi alkışlayın!
Nisan’ ım bıçaklanmış
Mayıs’ a ne diye koşayım
Tüm mevsimler, bir tören alayı
İnsanlar da öyle
Çığlıklar ,kalabalıklar,takımı bozulmamış tabaklar
Hepinizin...
Tiksinti,öpücük kırmızısı
Uyaran renklerde sevişelim
Bu bir sevme sanatı
Ellerimde,âyin kitapları
Kutsansam , pahalıya patlar bilincimde barut
Karanfilli beyaz şarabımı dökün üstüme
Anlamıyorsunuz henüz kırkımdayım
Yurdum yasak
Aşk yasak
Tebeşirle çizilmiş umutları gösterdim
Sahte bir Peygamber,soluk bir kağıda meydan okuyor
Anlamıyorsunuz, halen kırkımdayım
Yaralı kuşlar gibi taşıdım sizi
Bakın ölü,iri gözlerime
Her yerde siz vardınız
Saltanatlar sürdünüz kanımda
Aşınan taştım ben
Dağdan dağa
Ruhum, ellerinizde beş paralık bir roman
Boşluğa bakarken alnıma ,değen cam kırıkları ki okuyamadığınız tümceler piç kalmış
