Ucuz Ölümler Ülkesi Anatolia 12

“Uzmanlar ruhsuz, hazcılar kalpsiz; bu hiçlik, insanlığın daha önce erişmediği bir düzeye ulaştığını sanır.”  Max Weber


1

Tatlandırıcı niyetine AB fonları serpilmiş

tarım ve yerel üreticiler sömürülür her zaman.

taklit ve tağşiş edilen tek ve çift tırnaklı hayvanların

bozulan kardeşliği ile dev tarım şirketlerini

hibrit tohumları, pestisitli meyve ve sebzeler eliyle

hormonlanıyor hastalıklar.

döngüde sebepli sebepsiz

keyfen teşhisler konarak

global ağrı kesicilere özel’leştirilen hasta(lık)larda

günde 3 öğün ilaç kartellerine

mahkum edilirken ya meslek ya da genç yaşta

bir hastalıktan mütevellit zaten, erken göçüyor insan.

Kıyas edilir mi acep

bir yaşamın bir çarpıya denk geldiği

sma’lı bebeklerin hayatlarının

ödeme garantili şehir hastaneleri, tüneller,

otoyollar, köprüler, havalimanlarının

şirketlerin vergiden düşülen kısmı kadar?

Sapkın iştahla

daha yarım doğmuşken bile

daha üstü b'aşı lohusa iken bile

yeni doğandan hatıra kalan

daha ismi bileğindeki karta alışamamışken bile

küvezde dövülen ya da öldürülen bebeklere değin

organize ve kurumsal plastik kalpli

‘yenidoğan’ çeteler türedi bu ülkede.

Hipokrat yeminiyle el basarak bıçak parasına

durmadan kan sıçradı beyaz önlüklere.

üstelik yeni anlamlar kazanıyor imla.

TDK’e inat kalın puntolarla artık

bitişik yazılıyor ‘yenidoğan’ kelimesi.

mesela eş sesli, yeni bitişik kelimeler de türer mi

kuş tipi yeni/doğan çetesi gibi?

mesela yenişahin, yenikartal, leş yiyici yeniakbaba çetesi

bakarsın sırtlan, çakal; kertenkele, yılan çeteleri de

çıkıverir bir gün karşımıza?

Tesadüf odur ki adı kuş ismi ile başlayan Kartal/kaya’da.

rezervasyonla konforlu başka bir ölüm tipine geçiyor söz.

-yangın, tek kelimelik cümle içinde, ürkünç bir anımsayış...-

2

Gramerinde ateşin

yanarken ormanlar, bizimse yüreğimiz

ağaçların, orman işçilerinin, hayvanların

yanık kokuları sarıyor toprağı.

Kaçak kozmetik fabrikalarında

parfüm kokuları karışırken birbirine

ölenlerin h.isiyle

hece hece c.kanı kor kelimeler tutuşunca dilimizde.

ağzımızda har topuna dönen küfürler savurduk

kast ve ihmallere.

Acıydı,

kürkü isli natürmort karası bir gece, işledi içimize.

yangına soyunmuş

ihmaller giyinmiş otelin grand bedeninde

duman sinsi bir yılan zehri gibi yayılırken

kimse duymamıştı odalarda köpek gibi havlayan ateşi.

-uyuya kalmış’tı ikaz sistemi.-

İz.s düşümü ile yüksekten

bırakılan minik bedenler

ağır acılarla kapladı içimizi.

sarkan çarşaflarla uçuşuyordu gerçekler.

Geç kalındı

feryatları bastırıyordu hicap yüklü siren sesleri.

yürekleri soğutma çalışması yapsaydı yağmur bile

rüzgâr üfürdükçe içimize yanışa şahit olduk

benzeri her yangın haberlerinde.

Ah, orta yerinde kışın, yaşadığına mı sevinsin

har kızılı ile gidenlere mi ‘yansın!’

ruhları yarı sağ kalanlar?

H.is tutan her bir nefesleri ile avaz avaz seslendiler sevdiklerine.

3

İzlencenin arka fonunda yangın manzaralı acıya karşı

kaymaya devam etti elit.

duymak istemediler

görmek istemediler

bakmak hiç istemediler

ve hiç utanmadılar

yangında ilk kurtarılacak şey utanma duygusu iken.

4

Yüzleri zırhlı, görevi ihmalde mahir,

elbiseleri jilet gibi

lacivert sesli sözlerle

grand tuvalet adamlar

gölgelerini giyinerek bedenlerine

gelip gittiler olay yerine.

suçladılar birbirlerini.

sonra manşetinde hakikatin çatlayan sesiyle

alıştıra alıştıra adamlar

hep bir ağızdan kocaman sustular.

5

Anlam ve anlama telaşelerinde

ben hep başkasının yalancısı oluyorum,

kültür yolu festivallerinde tanrıların,

onun tuzu kuruymuş.

yüzlerine etiketli maskeleri takarak

Olimpos’un zirvesinde ay çatlarken yarısından

mabedinde kralların

kapıları olmayan odalar, perdesiz pencerelere

aymazlık içinde el öptürülen hayâ,

vur patlasın çal oynasın balolarda

utancın gözlerine çer çöp sokarak

çoklu yaşamından tarihin sütunlarında

kahkahaların çınlayan ritmiyle

yazının tanıklığında

şemsiyeli afroditin lez manitası varmış.

6

Ateş, ölüm ve toprak üçlemesinde

Khaos kutsadı mı göğüslerini doğurgan *Gaia’nın,

herkesin ateşi sadece ışık sandığı yerde

Hephaestus biraz mahcup mudur,

üzgün müdür *Hestia,

Zerdüşt, Ahura Mazda’nın huzurunda

daha hayra yormadı mı o yakıcı ışığı,

tiran doğuran bu topraklarda

*Poseidon yerin kalbine doğru sapladığında üç başlı mızrağı,

toprağa düşmemiş miydi alçak gönüllü Hades’in yüzü,

bilginin her kıvılcımında, Prometheus’un

ateş çaldığı bir yangına dönüşürken

yoksa Atlantis’e mi dönecek

toprağın kalbinde gömülü

tanrılar mezarlığı Anatolia?

7

Herkes rahat uykular mı uyur, yok mu hiç kâbus gören?

Güney

Khaos: Yunan mitolojisinde ilk tanrı olan Khaos, Düzen'den ya da öteki adıyla Evren'den (Kosmos) önce gelmiştir-vardır.

*Gaia, tanrı doğum mitlerinin ilk tanrıçası, tüm yaşamın ata-anasıdır, engin göğüslü, doğurgan Toprak Ana'dır.

*Hephaestus, ateş ve yanardağ tanrısı. demircilik zanaatıyla uğraşarak silahlar zırhlar üreten ateşler tanrısı.

*Hestia, ocağın ve ateşlerinin tanrıçası. aile tanrıçasıdır ama Olimpos’ta yanan kutsal ateş ve dünyadaki yanan her ocak onun kutsal mekanı sayılır.

*Poseidon: Denizler ve depremler tanrısıdır. En önemli silahı üç uçlu yabasıdır. Poseidon hırs ve gücü temsil eder. Hırsı Atlantis’in yok olmasına sebep olmuştur.

*Hades: Ölülere hükmeden yer altı tanrısı.

Prometheus, Yunan mitolojisinde insanlığa ateşi (bilgiyi/medeniyeti) tanrılardan çalarak veren, öngören, kurnaz danışman, kültür kahramanı ve düzenbazlık tanrısı olarak da nitelendirilir. İtaatsizliği nedeniyle Zeus tarafından sonsuz işkenceyle cezalandırılan "öngören" Titan'dır. Grekler ona “önceden öğrenen” anlamını yükleyerek onu bir kahin tanrı olarak nitelendirmişlerdir.


https://www.youtube.com/watch?v=lyVsRGyd2r8


10 Mart 2026 19 şiiri var.
Beğenenler (9)
Yorumlar