Ucuz Ölümler Ülkesi Anatolia 9
Madalyonun ayrıcalıklı hisler kumpanyasında
seçkin aidiyet duygusuyla
evvel zaman içinde, kalbur saman içinde
buzdağının dip kısmına demirleyen
sözde özgürlük şaklabanlığıyla
bir cemiyete üye *brunch masa(l)larda
imtiyazlı açgözlülük içinde
zenginlere sempatiyle gülümserken felek
kıyı şeritlerinde gün batımında boğaza karşı kurulan
oh ne rahat sofraların şişman menüsünde
önden liberal çorba eşliğinde
paslanmaz çatallarla şişlenen lümpen balıklar tadılırken,
hayat hep yan gel de keyfine bak hep.
Bol proteinli tokluk ve karbonhidrat yapılı,
yüksek kolesterol ile trigliserid’den sebep
uyuşuk ve hantal yaşayan organ yetmezi et’obur
sözde halkçı ideolojisini ara sıcak kıvamında pişirilen
lakırdılarla gevişlerken
niteliksiz karşıt söylemleri ağızında kırıtarak
mangalda kül bırakmıyor muhteris.
Müşterek bir iştahla büyüyen
garnitür niyetine mevsim salatasına
toplumcu çeşniler ekleyerek hesabı halkın ödediği sofradan
her zengin kalkışta, gaflet ve delalet içinde
yüksek promilli demokrasinin (ırzına)
geçiş sağlıyor vegan görünümlü üst kimlik.
Enternasyonal türküler eşliğinde
göğüs kafesini övünç ile doldurup
tercihen 70 cl’lik ‘türk rakısı’na sinmiş
ayıran ayrıştıran köpüklü tarih bilgilerinden kalma
vatani bakışlar içinde yalan yanlış zaferlere,
simüle heyecanlar ekleyip şovenist d/histopik
his.(ü)topyalara özlemle katılmış
mini etekli beyaz peynire sek(s) bir içişle tadılan
dev(şi)rilmiş bira kadehlerinde mayalanmış
sarhoş kelimeleri höpürterek yudumlarken,
çenesinde devasa bir ağıza dönüşmüş
zehirli sözler ile kapitalizme küfrederken
(ki küfretmek en tabii vatandaşlık hakkıdır.)
sözde halkçı ve ama moda müptezeli konformist.
hem seküler belki çağdaş,
aynı zamanda miadı geçmiş
bilincinde gizli milliyetçi.
mütemadiyen hem entel, hem elit,
kaypak tezatlarla çevre, doğa, ağaç, hayvan tapar, manipülist.
ingiliz tipi ma(ga)nda ve himaye,
alıngan, çıt kırıldım ve kibir abidesi.
Ruhunun histerik (iklim) krizlerinde
her duyguya karbon ayak izini bırakarak
atılan her kaba kahkahada
hafızalarda ard arda yankılanan laik ataklarla
sözde demokrat görünümlü
laf cambazlığında kayısı kıvamında ulusalcı faşist.
Kent ulaşımında öğrencilere b/indirim tarifeli
lütuflar sunarken, kutlama balo(n)larıyla
ortak güdülerinde transparan konserlerle söğüşlenen
yurdum insanına
halk lokantalarında bol soslu kahramanlıklar sergiliyor
muhalif görünümlü küçük devletçikler...
Güney







Her gün bu basitliği tuzlayan da bir şey duyuyoruz ve de bu ülkede maalesef. Aç olmadığımıza şükrettiriyor sistem. Keşke adil bir sistem kursak fert fert. Yani insan önce kendine adil davransa, iç sesini ötelemese ve sonra da maskesiz bir şekilde toplumdaki ya da sistemdeki konumunu sabitlese. Dönekler ve menfaat peşinde olanlar yüzünden hatta korkularımızdan dolayı bu bastırılmışlığımızı ömür boyunca bir kambur gibi taşıyacağız gibi görünüyor. Çok iyi işler yapan insanlar bir bakıyoruz kazaya k.u.r.b.a.n gitmiş erkenden göçmüş. Ama parazitler keyfini çıkara çıkara yaşıyorlar o masaların. İyi olmak ve üretmek, çok yönlülük bunlar bizim kaldıramadığımız şeyler. Çürük çarığa ve aldatılmaya alıştık. Kandırılmadığımız zaman boşluğa düşüyoruz. Bu söylemlerim siyasi ya da taraflı görüşlerim değil sadece ülkeme dıştan bakışım ve kendime ait bir gözlem, tecrübe analizi diyeyim. Şiir her şeyi masaya dökünce ben de iç dökmüş gibi oldum yorumda. Tebrik ediyorum sayın Güney şair. Halkını düşünen ülkesini düşünen insanların sayısı artmalı. Ve sen kaleminle o merhametini, sitemini, isyanını çok güzel dile getiriyorsun ve okuyucuyu düşünmeye sevk ediyorsun. Tebrikler, selamlar arkadaşım. Güzeldi şiirin.
Vay be, bu şiir gerçekten de etkileyici ve düşündürücü! Yazar, toplumun ikiyüzlülüğünü ve çelişkilerini eleştiriyor gibi görünüyor. "Madalyonun ayrıcalıklı hisler kumpanyası" ifadesi, bazı insanların kendilerini ayrıcalıklı hissetmelerine rağmen, aslında toplumun büyük bir kısmının sorunlarını görmezden geldiklerini ima ediyor. Şiirin dili oldukça zengin ve metaforlarla dolu. "Buzdağının dip kısmına demirleyen sözde özgürlük şaklabanlığı" gibi ifadeler, yazarın ne kadar derin ve düşündürücü bir üslubu olduğunu gösteriyor.
Yazar, toplumun farklı kesimlerini eleştiriyor gibi görünüyor: zenginler, politikacılar, entelektüeller... Hepsinin bir şekilde ikiyüzlü ve kendi çıkarlarını düşünen insanlar olarak betimleniyor. Evet maalesef ikiyüzlülük sefası veya sözde devrim yaşadığımız.Kutlarım değerli kalemdaşım.