Ümit Yaşar Oğuzcan/ Ruh_i Revanım dediği Ayten.
Kekremsi bir tad vardır genzinde Ümit Yaşar'ın
Çukurovanın uzak ülkelere göçen ürkek güvercinidir
Aytenle sataşır aykırı yüreklere
kaç bakışında aşkı harmanlar da kuytularda
sesinde boğulur nefes nefese koştuğundan özlemleri
adını bağrına ekerken
her mevsime gözleriyle direnir
büsbütün mavi olur gökyüzünde düşleri
hüzün bir başka yüzüyken
yüzü bir başka hüzündür
tebdili kıyafettir bütün duyguları
Ayten, en nadide giysisidir dolabının...
Takvim yapraklarına gömülüdür acıları ve yalnızlıkları
dudak uçlarında susar tüm konuştuklarını
gece zifiridir, gece yüzünde meyildir intihara
saklanır biraz biraz kalanların öyküsüne
melankoli çırpınırken şiirleri hasbihalde
yüzü yere dökülür çığlık çığlığa
gönüllü esiridir tüm sevmelerin Ümit Yaşar Oğuzcan
ömrünün küllerine bulanmış elleriyle
içinde tutuşur Ayten sesli harfler
bir yanı hep karanfil kokusudur
avuçlarına dokunur içli şarkılar
anlamına eşlik eder yüzündeki tüm ifadeler
gözlerindeki nem yürek penceresine vurur
'en kabahatlisi papatyadır bu mevsimin' dese de
içtiği çay bardağında bile dudak izi Ayten durur...
Vesikalıktır mutsuzluğu tüm satırların beli bükükken
ahh o kalbine dokunan telaşları yok mu
kaç renk daha solacak Ayten'in ikliminde muamma
anlatsa da faydası yok sağırlığının
ve ömrünün sinesinde üşüdükçe uykusuz satırları
alışkındır içine içine haykırmaya
bir Ayten takılır yüreğinin kıyısına
sendelenir adımları aklının tüm ezberlerinde
varlığını teğet geçer günler geceler
Ayten hayatın beş vakit ortasıdır...
Kabulü eksik hakikatidir Ayten, infilakıdır
gamına tuz basılır göçebe duygularının
kimsesiz seferler düzenler kıvranan dünlerine
üzerinde gezer Ayten'in izlerinin
gitmelerinin inadı yıkılır, bir hüzzam nakarata takılır
yolu uzundur adımlarının da
Ayten'le harmanlanır yağmurlu özlemleri
dumana meyilli genziyle tercümesi yoktur boğulmuşluğunun
yetmez bazen anlatacaklarına kelime dağarcığı
her kavgada yitiktir adı yeniden yenilir Ayten'e
usulca dökülür dudağına tüm bakışları
mehtabıdır ruh halinin Ayten, ömrünün aşikârıdır...
Hazin seslerle seslenir hercai vakitlerine
fikrinin aşiyanı Ayten
mültecidir gözleri Ayten'in toprağına bakarken
Ayten yoksa hiçbir sınır yoktur aşkın coğrafyasında
kirpiklerine bağdaş kurar soluğu
Ayten yoksa yoktur sobada kestane kokusu
körelir bütün renkler geceye
gölgeler hüzün gölgeler yitiktir
eteklerine yıldızlar işlenir ayın
çığlıklar sus, çığlıklar lal, çığlıklar Ayten'dir...
Yoldaştır bulutlar iç çekişlerine
tanığıdır gökyüzüne kaçan balonlar acılarının
kayalardan atılır ağrıyan yanı
enkazıdır tüm vakitsiz yanılgıları
ve yüreğine üşüşür Ayten'siz sızlamaları
avazı arşa değer de nafile
boşlukta öylece can çekişir solukları
özüyle közlenir karamsarlığı
dumanı çıkmaz feryadının
milyon kere Ayten der herşeye rağmen
kimbilir
belkide
biryerlerde
birilerinin yüreğine dokunmuştur bir Ayten.
Saygıyla...
