Ve Dahi
sustuğum yerden dağ konuşur
taş dile gelir bağ konuşur
bir an durulur gözlerinde zaman
sonsuzluk başlar, çağ konuşur
minvalde büyük düşler atlasıyım
her sayfası okunmuş tozlu bir kitap
mahzende bir kırık plak
kıyılara vuran benim sesimdir
kayalara vuran gözyaşlarımdan tanırım
ben uyumam, rüyalarım tetiktedir ancak
ay tanıktır, yıldızlar muhbir, gökyüzü alçak
kader dediğin gözle görülür
ulu derya alabora, ölüm iskele sancak
uzaklarda, çok uzaklarda
ormanda yeşil, kayalarda mercan
aşkta, karasallık görülmüştür
bu ve daha nice ehli orman kökünden sökülüp
denizlere kök salmıştır
orada, takvimler insan etinden örülmüştür
umut, imbiğinden söküldükçe bedenin çürür
ve dahi, sözün bittiği yerde
her "biz", muğlak bir "siz" yaratır
geriye yalnızlık kalır
bilirim ki;
soru, anlamı açar
emir, itaati üretir
mucize anlatıcının tembelliğidir
şiir olasılığı sever, mucize itirazı öldürür
günah, şiirsel bir kavram değil, retoriktir
sonsuzluk kavi, artık uyanma vakti
sahi, ben hala buradayım
gitmek, hiç dönmeyenin harcı
kalmak ise direnen bir eylemdir
gidip, hiç dönmeyenlerden bilirim
bilirim, gidip dönmemek baki
ölüm uzakta kaldı
bu, bilinçli bir tutsaklık hali
yarım da kalsa bu şiir, elbet bir gün bitecekti
hatıralar, dilimin ucunda tepişen edilgen fiillerdir
ki onlar, en çok karanlıkta çekimlenir
ve dahi;
acı, düşüncelerin bir açıklık, duruluk halidir
yol sensin, geriye kalan mesafenin kendisidir


