Veda Mührü

Yıllardır bir vaha olacak umuduyla beklediğim o çöl kapındayım,

Yorgun silahları gömdüm; bu anlamsız savaşın dışındayım.

Öyle devasa bir sevdaydı ki bu, sığmadı senin dar dünyana,

Bir güneş bıraktım da, sen razı geldin o zifiri karanlığına.

O merhamet nedir bilmeyen, taş kalbine sırtımı döndüm,

Sana verdiğim her nefesi, bir bir kendi göğsüme gömdüm.

Ah o gözlerin, artık hangi yalanın baharında gülecekse gülsün,

Benim semamdan çekildin ya; artık isterse bütün kainat üzülsün.

Zayıflık sanma bu gidişi, bu kendinden taşan bir ruhun hürriyeti,

Böylesine büyük bir aşktan vazgeçmek, kalbin en mağrur asaleti.

Sen, sığındığın o sığ kıyılarda kum tanelerini sayadurursun,

Ben, haritası çizilmemiş denizlerin fırtınasında pusulasızım.


Kendi sessizliğimi kuşandım, artık sözlerim sana birer yabancı,

Dinsin artık o sahte merhametin, içimde kalmasın senden tek bir sancı.


Seni seninle bıraktım ya, işte bu sana verebileceğim en ağır ceza,

Bak şimdi bomboş ellerine; ne bir sığınak kaldı sana, ne de bir eza.


Gidiyorum... Kendi yüceliğimi, senin o cüce merhametine sadaka bırakarak,

Gözlerin istediğine gülebilir artık, çıktım bu yangından senden uzaklaşarak.


Senin o dar sığınağında kalmak, benim gökyüzüme bir ihanetti,

Sana verdiğim her emek, celladımı besleyen bir kefaletti.


O duygusuzluğun kalesi olan kalbine, veda mührümü vuruyorum,

Bir devin bir cüceye sığamayacağını, ancak giderken anlıyorum.


Takviminden düştüğüm gün, senin için zamanın son hükmüydü,

Benim içinse o büyük enkazın altından çıkmak; yeni bir ülküydü.


Bakışların artık hangi sahte pırıltıda bir teselli bulursa bulsun,

Benim okyanusumdan çık da; artık dilediğin sığ sularda boğulursun.

28 Nisan 2026 43 şiiri var.
Beğenenler (8)
Yorumlar