Yanma Artık Gönlüm
Yanma artık yanma gönlüm;
biraz sus, biraz dinlen artık.
Her hatırayı kor gibi taşıma içinde;
her geceyi onun adıyla yakma.
Bak, küle döndü içimizdeki bütün baharlar.
Bir zamanlar gülüşüne sığdırdığın dünyayı
şimdi bir avuç sessizlik taşıyor.
Bir ses bekliyorsun hâlâ karanlıkta;
ama o çoktan başka bir sabaha yürüdü
ve seni, gecenin ortasında bıraktı.
Yanma artık yanma gönlüm;
her gidenin ardından böyle yıkılma.
Bazı insanlar yalnızca geçer hayattan;
bir iz bırakır, bir sızı bırakır
ama kalmak için hiç gelmemiştir aslında.
Hatırlıyor musun;
bir zamanlar bir cümlesiyle gülüyordun.
Şimdi aynı cümle içini parçalıyor;
çünkü sevmenin bedelini
en ağır yerinden ödedin.
Duvarlara çarpan sessizlikler var içimde;
her biri onun adını fısıldıyor.
Unutmak dediğin şey kolay değil gönlüm;
bazı insanlar kalpten çıkmıyor
çünkü kalbin ta kendisi oluyor.
Yanma artık yanma gönlüm;
bu kadar yük taşıma tek başına.
Sevmek suç değildi, biliyorum;
ama yanlış kalpte doğru kalmak
insanı en çok yaralayan şeymiş.
Geceler uzuyor şimdi;
sabahlar bile eksik doğuyor.
Bir yanım hâlâ ona inanmak istiyor;
bir yanım “bitti” diye bağırıyor
ama sen hâlâ susuyorsun içimde.
Yanma artık yanma gönlüm;
bak gözlerimdeki yaşlar yoruldu.
Her hatırayı tekrar tekrar yaşatmaktan
kalbim de yoruldu;
ruhum da yorgun artık.
Belki bir gün geçer bu sızı;
belki bir gün adını anmam bile.
Ama bugün…
bugün hâlâ içimde bir yangın var
ve o yangının adı sevda.
Yanma artık yanma gönlüm…
kül olduk zaten;
daha ne kadar yanabilir ki
bir insanın kalbi
aynı acının içinde.
Yanma artık yanma gönlüm.

