Yıldız Yalnızlığı

Yıldız Yalnızlığı

Usulca kırılır gökyüzünde aynalar

Işıltılı bir semazen

Flu boşluklarla savrulur

geceye söz,

orada susar...


Asılır ışıkları hemen

Ağır bir kisvedir aşk...

Aşkın omzuna devrilir

Omuz vurulur en sarı-mavi

Hayal ışıkların

serseri nidasına yankısız

Göz temasları...

yeşili özleyerek karışır

geceye.


Tereklerde lambaların feri

Soğuk duvar yansımaları

Gölgeler titrek

Kitaplar sırt sırta vermiş

Sevgilisiz,

gülüyorlar sanma

Kapağı açılana kadar...

Titrer bir ateşböceği

gölgesinde

Ateşi saçan yorulur


O sandığın gülüşlerde...

Teslim olan serinler

Azmaklar akar

Dağ diplerinden

yoldaşlık edenlere,

ruhta temizlik gerek,

İçeri giremez her yürek

diğerinin yokluğunu bilmeden.


Bazısı set olur ışıkların,

bazısı ışığın yükünü taşır


Usulca dökülür

gökyüzünün kapıları;

Yol vardır yolcuya hasret,

adım saymayan yürüyenlerden.


Sermaye eksilmez burada; yürüyen değil

yol bilir sevdiğini!

Yükü bırakan, varır;

yük gördüğünü!


Gecenin soğuğunda

hayalin kör ateşinden

sağ çıkarken

Anlaşılır sır

Korunur adı yeniden aşkın

söz dilde kayıp

Sevda yürekte dem olur

Sen sen olursun bana

Sensiz...


Gecenin rengi, küskünlük sanılır;

Siyah bir matem

Oysa her renk aynı

göğe bakmaz, fırça derine inse

her ateşin yakmadığı gibi


ya da yanmayı bilmeyen

gridir zaten,

ama gride

bir beyaz sevdasına;

kendinden karıştırır,

Saf fıtratı gibi.


Gülüşün altında 

cenaze merasimi kuranlar çoktur,

Alev ise

sessiz yakar

Seven bir gönlün her halini.


Söndü mü ki

En son rüyanın közü?

Düşlesem rüyam el verir mi bana

Susmayan dilleri bülbül aşkla giryan...

Tuz bu mu?

tuz söndürmez

yakar

ama başka bir kırık beyaz,

Alev rengini saklar

Tuzun gölgesinde


-Kalbi boşluğa çekmek ne zor-

Akılsız adımlarla

Aklım yanar yine


Sadegül’ün pembe kokusunu

dağ rüzgârına katalım.

Uçurumdan uçmak...

Bir ardıçın gri puslu dalından,

kurduğum salıncak

yedi renk, 

Ardıç kuşu da sevdiğine seslenirken.


Bir boşluksa yandığım

Sokak kaldırımlarını

kaldıralım bu yollardan

Paris caddesinin üstünde

Kuğular var minik baharlarıyla

hepimizi seven, 

onlarda ben gibi Suskun...


Altı üstü dünyanın

Birbirinden farklı

Bahar bahçe şahitliği,

kaç çiçek tomurcukken öldü...

Seslenirken.


Ellerim baharsız kaldı,

Seğmenler de sevişmek

ellerinin

suskun sıcaklığında

Hep bir anı sevdiğim.


Sen gidince yine yeniden

Bir bahar ağladı

Dar sokakları Ankara'nın

Küpeşte fazlası

Cumba balkon yarımlarında

Nisan yağmurları

Hamamönünden

Hisarın yalnızlığına yağdı....

Anıttepeye karşı.


İki yalnız

Biri memleket

biri sen sevdalısı

İki büyük aşık ölüsü, ölmeyen

Bu Ankara' da


Çok sevdalılar

yağmurlara sarıldı

Penceremde

cam güzeli

arkadaşı küpeli,

kaldı,

adımız Afrika da

Yağmurlar gidince

Bozuldu.


Hüznümün mührü

Kalp derin iç çekişlerime vuruldu

Zaman, Mısır çöllerinde sanki...

sonrası vardı ömrümüzün...


Sonra bir kere daha

Dilim dönmedi

"Gitme" denen

o kelimeden başka

Hiçbir şeye


Kitaplar Muallanın elinde

Kevgir

Senden kalan bir

Anıdan daha fazla...


Görsen şuan bir çul

sayfalarından

Kelimeleri

Düşen

Dongun mürekkep

İzlek bir ağma, çukur hokkam.

Parmaklarımın yokladığı yoksunluğun dibi

Acı desen acı değil


Özlemek

Özlemi yazan

Bu kitaplarda

bir kelimeden daha öte


Bu Ankara sevmelerin en zor mekanı

Ben de sevimsiz bir adam oldum.


Adı bilinmemiş ayrılıklar

Siyonis,

beni senden koparan derbeder,

adı vakur zamanların

sessiz sokaklarında

Alnı güneşe ve Hüseyin Gazi'nin ağırladığı Ay...

geceleriyle meşhur

Soğuk ayazın temennası,

boş ver sarılırsa

Terennümle ki iki yürek birbirine ısınır mı her yer?

Isınsa da

bu Ankara sensiz ısınmaz


Bu Ankara sevmelerin en zor mekânı


Sermaye eksilmez burada; yürüyen değil,

yük bırakan varır.


ve


Bazısı set olur ışığa,

bazısı ışığın yükünü taşır

Kelimelere...


Yüküm seni çok sevmek

Bırakamıyorum tereklere...

Yıldız yalnızlığıyla sırt sırta vermiş kitaplar gibi...

Ama okunmamışlığımla ben 

satırlarımda çok mutsuzum.



Tcpassenger _ierdoğan

13.01.2026/ Angara

14 Ocak 2026 101 şiiri var.
Yorumlar