Yokluğun Enkazı
Söndü yüreğimin kandili
zaman, sırılsıklam bir kuyu şimdi
Sesim, ıssızlığa terk edilmiş,
kanadı kırık bir yankı gibi çürüyor.
Sen gidince, ev kendi sesini unuttu.
Her köşe, taş kesilmiş bir çığlığın
suskun çehresine döndü.
Sızım, yurdunu yitirmiş bir mülteci gibi
duvarların çatlaklarına sığınıyor.
Nereye baksam, yüzün bir uçurum
Avuçlarımda sakladığım o son nefesi
rüzgâr bile incitmeye korkuyor.
Gözlerin...
İçimde unutulmuş paslı bir hançerin
hiç kapanmayan sızısı.
Gece ise kaburgalarımın arasına
katran döken kör bir saatçi gibi
karanlığı büyütüyor.
Gittin
Gidişin, kucağımda büyüyen en sessiz ölümdü.
O günden beri
vakit, mavi bir kesik gibi sökülüyor
Gelip oturuyor göğsümün kıyısına
annesinin sesini arayan
yetim bir soluk gibi
Hangi okyanus söndürebilir
adını tenime mühürlemiş
bu harabe yangını?
Çünkü sen,
ufkun cebine saklanmış son güneştin
ben ise kendi enkazını üşüyerek taşıyan
kimsesiz bir kıyamet.
Kalbim artık,
dalgaların bile hafızasından sildiği,
atlaslardan sürgün edilmiş
bir kıta.
Yokluğun,
içimden göç etmiş
dilsiz bir coğrafya
Kazdıkça sen sızıyorsun topraktan
dokundukça un ufak oluyor zaman
taş kesiliyor dualar
bastığım toprak,
sesinin uğultusuyla çatlıyor.
Suya eğilsem çehrem yok
kırık bir ayna dalgalanıyor.
Ve gök kubbe,
senden kalan o devasa boşlukta
yırtık bir yelken gibi savruluyor.
İşte o sessizlikte öğrendim:
Acının da bir dili varmış;
ben onu senin suskunluğunda ezberledim.
Artık konuşmuyorum.
İçimde çarpışan taşların uğultusu
benim yerime nefes alıyor.
Sen gittin.
Benden sana uzanan bütün yollar,
kendi uçurumunu kuşanıp
peşinden yürüdü.
Şimdi göğsümün ortasında
devrilmiş bir dünya taşıyorum.
Sesler adını unuttu,
izler seni sildi
ama içimde hâlâ senin iklimin
hüküm sürüyor.
Yüreğimden her tan vakti
göç ediyor kuşlar
kanatlarında senin susuşunun
kurşuni ağırlığı.
O günden beri zaman
kör bir sükûnetle
çocukluğumu göğün alnından kazıdı,
umutlarımı avuçlarımdan sildi
seni ise
şah damarımın en sıcak yerinden
sessizce kopardı.
Şimdi her sabah
donmuş bir eşiğin ayazıyla uyanıyorum.
Çünkü bazı insanlar gitmez.
Bir başkasının kalbinde,
ömür boyu tamamlanamayan
kırık bir cümleye dönüşür.
Ve ben
Adı silinmiş eski bir şehrin
son sokağı kadar yalnızım.

