Zamanı Aşan Yol

Geçmişin tozlu yollarında yoruldu ruhum,

geleceğin sisli ufuklarında kayboldu.

Bir anda bıraktı ikisini de;

ezelden beri var olan, ebede akıp giden o âna sığındı.

Zaman, bir gölge sadece;

güneş doğmadan önce de yoktu, battıktan sonra da olmayacak.

Biz ise o Gölgesiz Nur’dan bir nefesiz,

O’nun ilminde yazılı, O’nun iradesinde yürüyen yolcuyuz.

Bu dünya hanı, bir misafirhane misali;

kapısı açılır, gireriz;

bir nefeslik konaklar, çıkarız.

Doğum bir kapı, ölüm bir kapı daha…

Arada geçen her şey:

acı, neşe, taht, taca,

hepsi rüzgârın savurduğu yaprak misali geçici.

Zenginlik bir anlık parıltı,

yokluk bir imtihan gölgesi;

makamlar yükselir, sonra yerle bir olur.

Neşe akar, acı diner…

Hiçbiri bâki değil.

Bâki olan yalnız O’dur;

Biz O’ndan geldik, O’na döneceğiz.

Bu kısa ân-ı seyyale içinde,

kalbimiz O’nunla atarsa,

zamanın zincirleri çözülür,

ruh ezelin huzurunda, ebedin kucağında bulur kendini.

Geçiyoruz ey kardeş,

bu fani handan bir kervan gibi.

Yükümüz sadece O’na olan muhabbet olsun;

gerisi hepsi rüzgâr,

hepsi toz,

hepsi bir an.

Allah’tan geldik, Allah’a gideceğiz…

Ve o yolculukta en güzel kelime:

“Elhamdülillah”tır,

ezelden ebede.

27 Mart 2026 144 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar