Zamanın Yüzsüz Alnı
Hangi yağmur arındırır, ne kadar gözyaşı,
Çocuk kanıyla lekelenmiş mahzun toprağı?
Gökten inen her damla birer matem nişanı;
Yıkasa da elini, silemez kalpteki kanı.
Gökyüzü titrerken dilsiz bir feryat ile,
Toprak, nasıl taşırsın bu yükü, cellat ile?
Zaman kefen biçse de sönmez bu kor ateşler;
Her şafak o topraktan hüzünle doğar güneşler.
Hangi nehir durulur, hangi deniz pak olur?
Bir masum can gidince koca dünya hak olur.
Bir çocuğun bakışıyla devrilir nice çağlar;
Bir annenin ahıyla yanar gök, susar dağlar.
Suskunluk perde olsa, örtmez bu yarayı;
Vicdanın sustuğu yerde büyür zulmün sarayı.
Ey insan, söyle şimdi, hangi söz yeter buna?
Masumun kanı akmış zamanın yüzsüz alnına.
