Beş Cümle
Dieser Beitrag wurde am 01.03.2014 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Yapılan yolsuzlukların, söylenen yalanların, iki yüzlülüklerin ve toplumu sömürü kıskacına alanları erk olarak seçmekte ısrar eden toplumların gerçek durumlarını anlatmaktan usanan bir kalem sahibi, kırdığı kalemden akan boyalarla evinin ışık görmeyen bir odasında turkuaza boyalı duvarlarına astığı bembeyaz kâğıtlara toplumların neden kâh tarihten gelen örf ve adetlerden kâh eğitimsizlikten kâh erkin erkekliğinin had safhada olmasından kâh kişisel çıkarlara düşkünlüğünden dolayı kalkınamamasının karikatürlerini yapmaktadır ki anlamsızlıklara bir türlü duyarlılık kazandırılamayan bu çömez işi karikatürler onun ne yılların biriktirip tahtadan yapılma kumbaralarda sakladığı dünyanın kutuplarında yer alan buz kütlelerine benzeyen umutsuzluğunu gidermekte ne de haftalık dergilerde fasikül fasikül yayımlanmaktadır.
Korkunç bir çığlığın iz düşümünde yankılanan çıplak seste adının yamru yumru harfleri tarçınların kokladığı uzun kirpiklerini zorlukla açıp iri gözbebeklerinde bana kurduğun dünyanın kadifemsi perdesini kaldırdıkça Everest'in zirvelerine düşen ilk kar beyazlığını anımsatan kanatlarıyla yüreğimden sen dolu olarak havalanan martılar gelinlerin hayallerini anlattıkları Körfezin üzerinde kuruldukları mavi bir bulutta dilimledikleri güneşi insanların bir doldurup bir boşalttığı iskelelerden kalkan vapurların güvertesi ile evlerin balkonlarına usulca bıraktıkları saatlerde ben gözüme ilişen serseri bir geminin peşinde beyaz köpüklerin baloncuklarına gizlediğim düşlerimde sana hikâyemi anlatırım senin zaten bildiğini bildiğim.
Gerdek gecesi anılarının yerine günlük birlikteliklerde yaşanılan mahremlerin gerek zamanımızın çoğunluğunu esir alan televizyonlarda gerek son dönemlerin çılgın akımı sanal ortamlarda gerekse artık okunmaktan hatta seyredilmekten ziyade bakılan gazete ve dergilerde anlatılıp gösterilen meraklılarının sayısının günden güne arttığı bakmayı destur edinen toplumlar maalesef zaman içerisinde gelişen ülkeler olmak yerine ısrarla sömürülen ülke olmak durumuna getirilmektedir ki işte o zaman o toplumun aydınları olduğu varsayılanlar da toplumu kendi seviyelerine çıkaramamanın verdiği yenilgi ile kendilerini yetiştikleri toplumun üzerinde görmeye başlamakta ve geçmişte aydınlarımızda nasıl ki Fransız hayranlığı olduysa şimdi de bu hayranlıklarının kaynağını kendi içlerine çevirerek anlaşılamamanın acısını erkin ya içki masalarında ya da günümüzde olduğu gibi cami içlerinde bulunmanın verdiği saadetle gidermektedirler ki bu saadetin faturası maalesef yine topluma çıkmaktadır.
Israrla gittiğim, yittiğim ve sığındığım çocukluğumun flu zamanlarında gözlerimin önüne gelen sahneleri anlatmak için bugün ne kalemimin damarlarında mor şişkinlikler var ne de sislerin yorduğu dimağımı işgal eden kıskanç umutsuzluğumun zamanla sırdaşı haline gelen halsizliğimin ki onlar çocukluk zamanlarında gerek biriktirdiğim misketleri saklamak amacıyla güneşin kavurduğu toprağı kazmak gerek annemden habersiz mutfaktan aşırdığım salçalı ekmeği yedikten sonra saatlerce lastikten yapılma topun peşinde çocukluklarımla beraber koşmak gerekse mahallemizden bıçak ve satırları bileyletmek amacıyla ta Kemeraltı'na yayan yürümek için harcadığım çocuksu heyecan ve sevinç ile masum çabamı görseler yok ya bu sen olamazsın derlerdi ellerimin üzerinde beliren damarların çatlattığı ruhumun haykırışlarını.
Kafka'nın Dönüşüm eserinde bir sabah dev bir hamam böceğine dönüşen Grekor Samsa adındaki adamın ya da ey, iki adımlık yerküre, senin bütün arka bahçelerini gördüm ben diyen Nilgün Marmara'nın çözümsüz belki de sonsuz yalnızlıklarını düşündükçe bir işe yaramayan sol elime aldığım aynaya bakıp ey ahlâk ve hümanizmden bihaber olmanın verdiği yüzsüzlükle insanlık tarihinde zaferden zafere koştuğunu sanan kötülük ve çıkarcılık ile ikiyüzlülüğü kendilerine hayat tarzı olarak benimseyen insanlar; siz sözcüklerin tükendiği yerde ne kadar keyfinizi sürerseniz sürün ben ne kadar ümidimi yitirip köşemin sokulganlığına sığınırsam sığınayım bir gün muhakkak birileri balkonlara bırakılan güneş dilimlerini birleştirecektir.
20 şubat 2014 05:01 _izmir çaysız_şekersiz ve bademsiz