Bir Çanakkale Destanı
Dieser Beitrag wurde am 17.03.2023 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Çanakkale Destanı, 1915-1916 yılları arasında, Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul'u ele geçirmek isteyen İtilaf Devletlerine karşı verilmiş büyük bir destandır....
Kim bu İtilaf Devletleri peki?
Fransa, Avusturalya, Yeni Zelanda ve İngiltere.... Aslında amaç sadece İstanbul'u ele geçirmek değil, Çanakkale Boğazını'da ele geçirip büyük bir hakimiyet sağlamaktı... Aslında her iki boğazında İtilaf Devletleri'nin himayesinde olması demek, Rusya'ya yardımın daha kolay ulaşması demekti.
Bu amaçlarının doğrultusunda İtilaf Devletleri 1915 yılında Çanakkale Boğazı'na saldırıp, top ateşini tuttular. Çok güçlü devletlerinde içinde bulunmasına ve güçlü ordulara sahip olunmasına rağmen ilk saldırıda pek bir başarı elde edemediler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri geçmesin diye bizim o meşhur Nusret Mayın Gemisini devreye sokarak boğazlara mayınlar döşedi. Ve bu mayınlar sayesinde İtilaf Devletleri büyük bir hasar aldı. Fransa ve İngiltere'ye ait savaş gemilerinin bazıları da bu yüzden yok oldu.
Bu destan öyle bir destan ki aslında ,tüm dünyaya verilen koskoca bir insanlık dersi! Bu sadece silahlı çatışmadaki onur değil, yaralı düşman askerini canı pahasına sırtına alıp ,karşı sipere taşıma ve kendi öğün yemeği olan çavdar ile çorbasını esir askerler ile paylaşma gibi Türk askerini verdiği insanlık dersidir. Ve asla unutulmamalıdır! Savaş sadece öldürmekten ibaret değildi çünkü!
Biz buna karşılık İtilaf devletlerinden sayısızca hukuksuz saldırı ve insanlık dışı çok davranış gördük. Sivil yerleşim yerlerinin bombalanması ,hastane ve sağlık ünitelerini vurma, hatta yaralılara İstanbul'a taşıyan gemileri torpilleyip batırdıklarını da unutmadık! Ve bu olaylar öyle laf ağzı sözler değil, bizzat en yetkili ağızlardan savaş talimatı şeklindeki gerçekleşmiş ve tarihte de belgeler ile yerini almıştır.
Dünyadaki hiçbir savaşta, hiçbir komutan bilerek halkın yaşadığı bir şehre ateş açılması için emir vermemiştir. Ama maalesef insanlıktan nasibini almayan, gözünü kan bürümüş emperyalist işgalci birleşik düşman deniz kuvvetleri komutanı bu acımasız emri veriyordu; Adı tarihte ki insanlık dışı olan; John de Robeck!
Acımasızlık öyle hat safhada ki! uçakları ile keşfe çıktıkları sırada Zığındere'de ki yaralı askerlerimizin tedavi gördüğü çadırı tespit ettiler, ve insafsızca burayı da bombardımana tuttular. Ve yaklaşık olarak 15.000 askerimiz o bölgede şehit düştü! Ancak bilmedikleri bir şey vardı bu çadırda tedavi gören kendi askerleri de bizimleydi... Onlarda bu pis saldırının üzerine hayatlarını kaybettiler...
Sonrasında toplarımız güzel isabetleri ve yedi saat süren durmadan ateşle, zamanında döşenen mayınlarda dahil olmak üzere Çanakkale'yi geçirmediler!
Çünkü; ''Çanakkale Geçilmezdi!...
Bugün hala kirli emelleri ile Ülkemizi bölmek isteyen, ülkemize hain planlar kurgulayarak devletimizi, milletimizi bölmek isteyen İttifaklar bilmediler ki; Türkiye'mizin dik bir duruşu, sağlam bir tarihi ve akıllara kazanılan Destansı savaşları var! Bizim cephemizde vatan duygumuz, dinimize olan inancımız dün neyse bugünde o! Hiç kimse hayaller aleminde yüzüp güzel ülkemizde gözü dahi olmasın, sonuçları yine aynı olacaktır!
Ve.. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Çanakkale savaşında ne pahasına olursa olsun canını vatanını önüne seren; anneler, çocuklar, askerler, kadını, yaşlısı genci her kim gelip geçtiyse! ve o gün her ne destek verildiyse vatanımıza, bugünde aynısının olacağından kimsenin şüphesi olmasın!
Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diler, vatanımız uğruna canını feda eden bu büyük Ulusu bizlere armağan eden gelmiş geçmiş tüm komutan, lider ve insanlara Allah'tan rahmet dilerim. Çok fazla söze gerek yok aslında, dün olduğu gibi bugünde aynı söz ve iradeyle;
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !