Neden mi Müslüman Yok Oluyor
İİ
Dieser Beitrag wurde am 13.06.2024 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
İlimin ışığında bilimi öğrenmede kendimizi alıkoyduk. Hani efendimizin bir sözü vardı. Bilim Çin'de dahi olsa gidin alın getirin. Oysa ki insanlar bunu yanlış anladılar. Çin'e gidip bilimi değil de bilimin yapmış olduğu icadı getirip kullandılar. Ancak getirdikleri icatlar maalesef geçici bilim ise ebedir. Bunu akıl edemediler.
Şimdi ise geniş bir coğrafyaya yığılan insan topluluğu bir avuç toprağa sığışmış küçük bir insan topluluğuna esir. Ne mi oldu çocuk kıyımları meşrulaştı, kadın, genç yaşlı demeden insan kıyımlarına göz yumuldu. Herkes köşesine çekilip. "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın." dedi. Oysa bir gün o yılanın dönüp onları ısıracaklarını unuttular. Peki ya sen üç kuruş para için şirketini, firmanı ve toprağını peşkeş çeken sen. Aslında o üç kuruş para için kendi karakterinide içine koyup satmışsın da haberin yok.
Ne zaman ki bir yerde bir mazlumun gözyaşı varsa bilin ki orada menfaatini ve servetini düşünen bir zalim ve on destek veren bir aptal yığını vardır. Çünkü o zalim içerde bir hayın satın almaz ise o mazluma dokunma cesaretinde dahi bulunamaz. Ne var ki satılık olan kişi kendini akıllı zanneder. Oysa onu satın alanlar zamanı geldiğinde sermayesinden çok daha fazlasına satıp daha fazla para kazanacaklar. Ve sonuç olarak o kişi hayatı boyunca hep fiyatı belli bir malzeme gibi satılmaya mahkum olacaktır.
Her şeyi maddiyata bağlayıp maddiyatın arkasına sığınanlar geleceğe bırakamayacakları bir manevi değeri kalır.
Hani bir söz vardır, " Zeki insanlar sorgular ve araştırır. Aptal insanlar ise olanı olduğu gibi kabul eder. " Sonuç olarak gelinen nokta aptallar kendi içindeki zekilerle beraber tutsak ve ezilmeye mahkum kalırlar.
Zamanın birinde bir yörede birinde bir yörede bir kaplan varmış. Bu kaplan o yörede 200 den fazla insan yemiş. İnsanlar güpe gündüz köylerinden dışarıya çıkmaya korkar olmuşlar. Çünkü bu kaplan köylerin içine kadar girip orda da insan yakalayıp ormana götürüp yiyiyormuş. Yöre halkı bu kaplanı öldürmek için seferber olmuş. Ancak kaplan onu öldürmeye gelen insanlardan korkarak başka bir ülkenin sınırlarına girmiş bu seferde burdaki insanları yemeye başlamış. Kaplan girdiği bu ülkede de 200 den fazla insan yiyerek toplamda 436 insanı yiyerek tarihe adını yazımış. Muazzam bir rakam değil mi? Bu sefer de burdaki yöre halkı kaplanın başına ödül koyarak öldüreni ödüllendirme kararı almış. Yöre halkı araştırmalar sonucu bunu yapabilecek birini buluyorlar. Yapacak kişi yabancı bir ülkede avcılık yeteneği olmayan ancak kendi alanında uzmanlaşmış bir doğa bilimci. Bu adam oraya gelir kaplanı öldürme planlarını yaptığı sırada kaplan son avı olan genç bir kızı köy yerinde yakalayıp ormana götürdüğü haberini alır. Doğa bilimci haberi alır almaz silahını alıp kaplanı kan izinden takip etmiş. Yaptığı takip sonucunda doğa bilimci kaplanın kızı götürdüğü yere ulaşır. Ancak adam gördüğü tablo karşısında hayrete düşer. Kaplan yakaladığı kızın vücudunun büyük bir kısmını çoktan yemiş bile. Doğa bilimci hemen silahına sarılarak kaplan'a iki el ateş ettikten sonra kaplan korkarak yaralı bir şekilde oradan uzaklaşıyor. Doğa bilimci yaralı kaplanı kan izinden takip ederek tekrar kaplanı buluyor. Doğa bilimci kaplanı hedefine altıktan sonra tekrar iki el ateş ederek kaplanı etkisiz hale getirmiştir. 436 kişinin hayatına son veren bu kaplan oradan alınıp araştırılmak üzere laboratuvar ortamına götürürülür. Araştırmalar neticesinde bu kaplan daha önce bir avcı grup tarafında ateş edilmesi sonucunda bir kurşunun alt çenesine isabet etmesi sonucunda alt çenesini parçalamış ve alt çenesinin büyük bir dişinin kırılmasına sebep olmuş. Bundan dolayı da kaplan doğal yaşam alanındaki hayvanları avlayamadığından dolayı insan doğasına girip insanla beslenmiş. Burdaki hikayeyi dinledikten sonra sizce burda suçlu olan kaplan mı, insan mı? Aslında konu çok basit insan ne kadar doğa ile uğraşırsa doğa da o kadar insan ile uğraşır. Bu hikayenin bizim hikayemiz ile ne alakası var diyeceksiniz sevgili okurlarım. İnsan ne zaman ki çok fazla doğal yaşamın dengesini bozdu o zaman bunun için büyük kayıplar ödedi. İnsan ne zaman ki manevi değerleri ve benliğinden uzaklaştıysa o zaman da hayattan büyük tokat yiyip ve kendi canın yanmasına sebep olmuştur. Sonuç olarak kişi baltayı kendi ayağına vurmadığı sürece canı yanmaz. Ne zaman ki baltayı ayağına vurduysa o zaman gerçek acıyı hisseder. Her şey sırası ile yazılır ve sırasıyla faaliyete geçilir. Bugün o yarın biz.
Sonuç olarak şunu eklemek istiyorum. Her ne kadar kurdun ağzından çıkardığımız kuzumuz ağır yaralı alsa dahi yaşaması bizim için şükür duasıdır. Bizim düşen bu Kuzu'nun yaralarını iyileştirip halkına ve ümmete yararlı olmasını sağlamaktır.
İİ
Profil ansehenİlhan İnci@445665