Sitem
Aslında hep biraz sen vardın Koşar gelirdin yalınayak Duysaydın En uzun karanlığa gebeyim Beklemeler yürek kıpırtısı Irmağı doğuran sancı vururken deli deli Ömrümüzün gün dönümleridir her esinti Göç mevsimi mi geldi Bütün kuşlar hazırlanmış Sen kokan ıhlamurları bırakıp gittin Ve leylakları bıraktın Mor olan ne varsa seni hatırlatıyor şimdi Bilmiyorsun Anne kokusunu rüzgâra ısmarladım En çok onu özlüyorum Yorgun umutlar ertesi Yüzüme yayılan bahara gülümsedim Sarhoşum Suçum bundan ibaret
Üstünden gidiyorum, altını çiziyorum hayallerimin lakin hiçbiri gerçekleşmiyor; iki kere düşündüm ya da çok istedim diye olmuyormuş, anladım. Taammüden düşünülmüş ne varsa çek çıkar karanlığından, bana özel ya da sana ait bir şey kalmasın; ortalık toz duman. Hadi dök ortaya; olu orta söyle içinde kalmasın. Aşikâr olsun hislerim. Bunu mu istiyorum gerçekten? Gerçekten -doğru olandan yani- istediğim bir şey yok benimkisi gevezelik etmek. Eskilerin dediği gibi zamanı öldürmek. Hadi öldürdük diyelim; peki ölür mü zaman, ?öl' dedik diye?
Çılgınım!
Dediğime bakma yapabildiğim tek çılgınlık saçımı kızıla boyamak. Ha, bir de içinde en çok sen olan ama sana ithaf etmediğim şiirler söylemek-yazmak mıydı- her neyse işte; sen onların sana yazıldığını bilmiyorsun nasılsa. Deme, bunun neresi çılgınlık. Ateş oldum; cürmüm kadar yer yaktım işte! Benim sorunum da bu, kendime özgü cümlelerim yok, daha önce söylenmişleri tekrar ediyorum, en çok da atasözlerine sığınıyorum. Ne yapayım benden önce söylenmiş bütün sözler. Entelektüel düzeyi ne olursa olsun Âdemoğlu/Havva kızı sığınmak istiyor. Uzaklarda bir yer-ki muhtemelen ıssız bir ada- ne yapacaksa yalnız başına. Sığınacağı egzotik bir liman-ki dünya bu kadar kirliyken kalmış mıdır böyle bir yer- arar durur.
Hadi, dürüst olalım ve kurtaralım ne varsa Zaafa düşmüşüz bir kere neyi kurtaracağız neyin elinden tutup doğru yolu göstereceğiz anlamadım. İstersen adıma çentik at ya da sayfama bir çiçek çiz, döner miyiz şimdi, böyle yaptık diye ilkokul günlerimize. Bir daha o kadar masum olabilir miyiz sence? Ya da dur derin bir nefes çek biraz bekle... Şimdi ver. Az bekle! Ne değişti hayatında?
Kendinle baş başa kaldığında memnunsan, aynadaki sana engelsiz gülümseyebiliyorsan: Varlıksın. Nesneden ayıran en önemli yanımızdır ?varlık' olmak ve ?var' olarak kalabilmek. Kim doğruya daha yakın. Hakem kim, kim söylecek bunu. Sen mi? Peki sen ne kadar doğrusun? Ya da ben ne kadar yanlıştayım, ?'Adam sen de yanlışsam, yanlışım !'' demeye ne kadar hakkım var, çevremde beni izleyen örmek alan onca genç varken? Bak özgür değiliz işte! Aklımızdan geçeni bile yapamıyoruz. Şimdi bu da nerden çıktı demeyesin aklıma gelmişken araya sıkıştırdım. Hep öyle yapmıyor muyuz? Kendimizi, sevdiklerimizi, yaşadıklarımızı, anıları vs. araya sıkıştırmıyor muyuz?
Önceleri engeller karşısında öfkeli karşı çıkışlarım vardı dumanı tüten. Şimdi sessiz kalıyorum, kabullenmeyen ama itiraz da etmeyen tutum geliştirdim. Önceleri bu sakin halimi sevdim; ancak uzun sürmedi fırtınadan önceki sessizlikmiş. Tası tarağı toplayıp sessiz gitmelermiş bunun adı.
Diğer bir söyleyişle susmak, kabul etmek değil; bu sadece birlikte yaşama hakkından vazgeçiştir. Bedeni burada bırakıp ruhunu alıp gitmektir; sessiz sedasız. Benim için hayatımdaki herkes çok önemlidir ne var ki kimse vazgeçilmez değildir.
Sabır da bir yere kadar değil mi?
Bildiğin bütün yalanlara saklan Bağla yasaklarla elimi kolumu Belki de ölüyoruzdur Farkında değilsin Uzak bir mavi ülkeyi hayal et Sönsün içindeki caddelerde ışıklar Daha ne kadar bekleyeceğiz Bak kurgusal yalan yaşanan Herkes kendi şiirinde ne kadar yalnız Duvar diplerine üşüşen kırıntı kuşları Ters yüz sevdaları kemirirken git!
Arsız ve duyarsız şiirlerime çivilen hadi git!
birmayısikibindokuz