Oğlum
Dieser Beitrag wurde am 15.12.2012 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Oğlum, bundan 7 yıl önce doğduğunda onun Down Sendromlu bir çocuk olduğunu öğrendim. "Sağlıklı olsun da.." derdim hep; "kız-erkek fark etmez." Oldu. Oğlum doğumundan ölümüne kadar böyle yaşayacaktı. Eşim, oğlumuzu vermek istedi ya da başka bir deyimle başından atmak.. Ama onun bize, anne babasına ihtiyacı vardı, başka hiçbir insan ona iyi gelmeyecekti. Eşimden bu yüzden ayrıldım, yani ben oğlumu seçtim.
Okudum, onlar hakkında her bilgiyi edindim. Ortalama yaşama süresinin 25 yıl olduğunu öğrendiğimde içimi bir sızı kapladı. Ben oğluma daha uzun bir ömür, daha normal bir hayat yaşatmalıydım. İşte o gün karar verdim, ne olursa olsun o benim oğlumdu ve bütün yaşantımı ona adayacaktım.
Çevrem beni öylesine yordu ki bu konuda, herkesin fikri aynıydı; onu kendi gibilerle bir arada bırakıp geçip gidecek, onu daha da yıpratıp geriletebilecek bir kadere mahkum etmemi istiyorlardı. Oysa ben oğlumu kendim yetiştirecek ve bana ihtiyacı olduğunu bile bile onu terk etmeyecektim. Nitekim de etmedim.
Şimdi oğlum 7 yaşında ve kahve yapmayı, dua etmeyi, dans etmeyi, şarkı söylemeyi, benimle dertleşmeyi, hatta aşık olmayı bile öğrendi.
Her günümü onunla geçirirken ona öylesine bağlandım ki, bu sevgi bir annenin çocuğuna bağlılığından da öteydi. Onunla hayatı yeni baştan yazmaya, olan her şeye onun gözünden bakabilmeye, onunla bir ömrün nasıl dolu dolu geçebildiğini görmeye başladım. O benim oğlumdu; canım, benim bir parçam, akıl almaz huzurumun tek kaynağıydı.. Onu kaderine terk etmemekle en doğru karara vardığımı her gün gösteriyordu o bana. Hatta beni bazı anlarda öyle şaşırttı ki, bazen ben ondan bir şeyler öğrenmeye başladım. Ben sadece onun aklı ve annesiyken, o benim her şeyimdi.
Yıpranıp yıpranmadığım konusunda sorularla karşılaştığımda, yüzümde hafif bir gülümseme ve yüreğimde bir kabarma belirirdi. Cevabım şu olurdu o sorulara; "Bedeninizden bir parça yara aldığında, o yarayı iyileştirmek için neler yapacağınızı bir düşünün. Bu aşamada yıpranıp yıpranmadığınız aklınıza bile gelmez. Çünkü siz o parçanızı düşünüyorsunuzdur, onu iyi olması için her imkanınızı kullanırsınız."
Çoğu insan benim bir deli olduğumu düşünürdü. Ama benim için çevreyi dinlemek en son yapacağım bir şeydi.
Oğlum bugün yedinci yaşına girdi. Ona güzel bir pasta yaptım. Onun mutluluğuyla kalbim öyle ferahlıyor ki, iyi ki onun yanındayım diye defalarca yineliyorum kendi kendime.
Belki çoğu şeyi anlayamasa da bana duyduğu sevgiyi sık sık dile getiriyor. Bugün de yaptığım pastayı görünce öyle sıkı sarıldı ki bana; onun olması beni, benim olmam onu yüceltiyor, mutlu ediyordu.
Oğlum, benim biricik incim.. Onun rahatı için uğraşırken yaşlanmam, hayatımın geçmesi umrumda bile değil. Çünkü o benim canımdaki tek güzel tanem.. Son ana kadar, bu süreç ne kadar olursa olsun, hep onun yanında olacağım ve oğlumla birlikte herkese ve tüm imkansızlıklara inat imkanlı kılacağız her şeyi...
ARALIK 2012