Sırılsıklam
'Neden artık eski yerinde değilsin, ben geldim diye mi?' dedi. Nerdeyse kalbim duracak gibiydi, bu sözleri bana söylemişti, hem de o. Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım adeta. Her zaman olduğum yerde neden olmadığımı soruyordu. Doğrusunu mu söylemek gerekliydi bilmiyordum, hiç düşünmeden dedim: 'Seni o kadar çok seviyorum ki, görmek istemeyecek kadar.' Yüzünde, her zaman bulundurduğu o az tebessümü ekşiterek, bana baktı. 'Siz erkekler hep aynı mısınız?' dedi; 'Neden sadece kendini düşünüyor, beni hiç düşünmüyorsun? Nereden biliyorsun ki benim seni sevmediğimi.' Adeta beynim zonklamıştı. 'Acaba' dedim; 'Cidden beni seviyor olabilir miydi?' Beni sevebileceğini daha önce hiç düşünmemiştim. Hâlbuki sevebilirdi. Gözlerimin içine bakıyordu, gözlerimin. Nefes alırken, kalbimin atışlarını hissediyor, titriyordum. Gözlerine bakıyordum. Hani o azda olsa kaçamak gözlerle izlediğim, göz göze gelince bakışlarımı indirdiğim... Şimdi tam karşımdaydı... Sahi, gözünün rengi neydi? Kahverengi mi, siyah mıydı? Saçların kumral mı, siyah mıydı? Böylesi çok sevdiğim birinin nasıl olurda, gözlerinin ve saçlarının rengini bilemezdim. Ben gözlerine bakmıyor muydum? Hayır, tabi bakıyordum. Ama belki daha derine... Derin dediğim kalbine... Kıvırcık saçlarını, arada bir düzleştirse de her haliyle güzeldi. Pek emin olamadığım, siyah mı, kahverengi miydi bilemediğim o güzel gözleri; siyah mı, kumral mı hatırlayamadığım saç rengi... 'Neden sadece kendini düşünüyorsun...' demesi düşüncelerime derinlemesine nüfus etmişti. Gerçekten beni seviyor olabilirdi. 'Sevgilim' diyemeyeceğim bir adla, uzak bir mesafede, ikimize uzak olmak, acıdan başka bir şey vermemesi beni adeta hüzne boğuyor; bende ondan uzakta, onu görmeyerek; en azından üzülmek istemiyordum. Beni seveceğine ihtimal dahi vermiyor; kendi kendime iç güveysi olmaktan, bu düşüncelerden de sıkılmaya başlamıştım. Ta ki bana ; 'Nereden biliyorsun ki benim seni sevmediğimi.' diyene kadar. Beni korkutan, onun beni sevmeyeceğini düşünmemin nedeni, aramızdaki yaş farkıydı, aramızdaki yaş farkı dokuzdu. Ama benim için sorun teşkil etmiyordu. Seviyordum çünkü. İnsan hayatı boyunca kaç kere severdir ki? Ben ilk defa sevmiştim. Mesafemiz yakınken, ona sarılmak ve kokusunu içime çekmek istiyorum. Onun sevdiği bir olmak, dertleştiği, şakalaştığı... Açıkçası ona bakarken utanıyorum. Belki çirkin olduğumu düşündüğümden, belki ona layık olmadığımı düşündüğümden... Ama öyle değil, dışım biraz sert ve kaba olabilir, ama inan ki kalbim yumuşacık... Her neyse, ben onu dinleyip, artık her zaman ki yerimde olacaktım... -Gerçi aramızda gelmemi istediği bir konuşma geçmedi... Hatta hiç konuşmadık... Sadece öyle olabileceğini düşündüm... Hep hayal...- Ve inan gözlerine bakacaktım.