Alamancı-8
Çok yorulmuşlardı, önce biraz soluklandılar, acıkmışlardı da. Orta yere serdikleri bir bezin üzerine azıklarını çıkararak bir şeyler atıştırmaya başladılar. Cevher'in gözü Cuma pınarındaydı, hem bir şeyler yiyor hem de ?acaba su var mı' diye bakınıyordu. Su olmadığını görünce de ?daha cuma gününe çok var, belki de onun için su yoktur' diye düşündü. Bu arada Mustafa, Ömer ve Muzaffer de kendi aralarında koyu bir sohbete dalmışlardı. Sohbetleri bu şekilde bir süre devam etti, adeta kendilerini ve nerede olduklarını unuttukları bir anda, cevher'in ?hadi kalkalım, ne zaman kalkacağız ? diye seslenişiyle adeta uykularından uyandılar ve yavaş yavaş toparlanarak, zaten yanı başlarında olan kalenin zirvesine doğru yöneldiler. Çok kısa bir süre sonra artık hedeflerine varmışlardı. Kalenin zirvesinde bulunmak hissi bambaşkaydı, bunu anlatmaya kelimeler yetersiz kalırdı. Bu duygu insanı adeta rüyalar alemine götürüyordu. Burada insan kendini bulutlara daha yakın, Allah'a daha yakın hissediyordu sanki. Hangi yöne dönüp baksa, bambaşka- harikulade manzaralarla karşılaşıyordu. Bütün alem buradan kuşbakışı görünüyordu sanki. Uzaktaki dağlar, nehirler, dereler, ağaçlar, kuşlar ve ovalar adeta insana muhabbetle, tebessümle selam duruyorlardı. Burası günlük yaşamın sıkıntısından, stresinden ve hayatın bütün hengamesinden çekip çıkarıyordu insanı, adeta yeniden doğmuş hissine kapılıyordu.
-devamı var-