Anlatmak İstiyorum Derdimi
Bazen yalnız kalıyor insan. Bu hususta dünyayı karşısına alıyor. Sanki, dünyanın bir suçu varmış gibi. Bir an olsun birkaç hece dökülüyor. O saf yürekli insan karşımda hıçkırarak ağlıyor. Sonra başlıyor, bana derdini dökmeye...
Bir zamanlar birini çok sevdiğini söylüyor. O kadar masumsa sevmiş ki adam. Sevdiğinin ona açtığı her yarada Yâradana dua ediyormuş her gece. ''Onun hiç bir suçu yok, benim sevmeyi ona öğretemediğimden'' diye. Sırtında kabuk tutulası yaralar vardı. Anladım ki, adam gibi sevenler hep yalnız kalmıştı.
Bu denli saf yürekli insanları gördükçe sevmek bile istemiyor insan. İçimde bizlere bu acıları layık görenlere söylenecek o kadar söz barındırıyordum ki, ne gelir elden sadece susuyordum. Bir de şairim ha! Bunlar, bizlere yaşatmayı ve acı çekmeyi hor bile görmüşlere oturup şiir yazıyorum. Evet, böyle insanlar var oldukça acı çekiyor, çektiği acılar ile de olgunlaşıyor. Ey dost, üzülme! Belki iyi insanlar her istediğine, her zaman nail olamıyor.
Ne olursa olsun, haylice yanlış ve çirkin denecek davranışlara yeltenmeyelim. Zor olsada, bizler şiirden gayrısını yazmaya devam edelim. Onlarda bana yazsın diye masumca ümidine bel bağlama. Bırak yazmasınlar, ne diyelim... Bizleri bu denli yanlız bırakanlara gel seninle bir teşekkür edelim.
Hayatın adaletine bak, dost! Bizler ağlayarak veyahut özlem duyarak yazdığımız bu satırlarda onları da ölmezleştiriyoruz. Lakin, farkına bile varmıyoruz. Çünkü, herkese hak etmediği değerler yükledik. Masumca sevgimizi hak etmeyen insanlara devrettik. Gülümse! Onları ölmezleştirmek için kendimiz yalnızlıkla özlemleştik.
Bu satırlarımızın her mısrasına şiir,şiirin yanına espriyi katabildik. Bu satırları okuyanın yüzünde, bir nebze tebessüme vesile olduk. Derdimizi bir başkası bilmesin diye. Espri dolu mısraların arkasına saklanarak, ağlamaya devam ettik.
Şimdi ise; Al kalemi eline, defterinde bul da gel hele. Bütün ömrümüzce yanlızlığa ve yanlız olanlarla beraber yazabilelim hiç değilse.