Aşk İstanbul Çınaraltı
Beni buraya bağlayan nedenler gitmeden, çabucak kurtulmalı zincirlerimden. Yeter mi Enes kurtulmak zincirlerinden? Yapabilecek misin kalınca bir gün dört bir yanında anılar? Yok, hayır. Yetmez kurtulmak.
Kurtulmalıyım zincirlerimden ve çekip gitmeliyim bu şehirden.
İstanbul'dan mı çekip gideceksin, biricik aşkından? Aşk? Biricik aşkım.. Her gün biraz daha, bir kez daha, bıkmadan, usanmadan işkence edilen; onlar görmese de yıllardır ölümle pençeleşen aşkım. Benimle gel aşkım? Ya da beni affet.
Beni affet bıraktığım için seni arasında onların. Daha ölmedi, hadi pençelerini de koparın!
Onlar kim Enes? Etrafımı saran anılar.. Her yerini saran insanlar, lar, lar. İnsan? Özür dilerim aşkım. İnsan dediysem de lafın gelişi. Benimle gel aşkım.
Bencilsin Enes. Teklif sun gelemeyeceğini bilerek. Teklif sun ve rahatlat içini. Ben sordum dersin zamanı gelince. Tek zeki sensin değil mi? Zeki miyim? Belki. Ama bencil miyim? Hayır bencil değil, çaresizim. Çare var mı sen söyle. Ya da hazır Şişli'den geçerken ben söyleyeyim. Çare Sarıgül. Sarı güller, kırmızı güller, beyaz güller, çamlar, laleler, çınarlar... Çınaraltı! Çınaraltı avm olmadan gitmeliyim aşkım. Gitmeliyim ya da o avm'de içtiğim zehirli çayla ölmeliyim. Ölmelisin. Ölmeliyiz. Zaten bir gün hepimiz öleceğiz.