Atatürk Cumhuriyeti
Seneler çetin geçiyor. Osmanlı Devleti parasız,ordusuz bırakılmış. Devletin başında sadakatsiz, sadece ceplerini düşünen devlet adamları ve onları destekleyen zamanın aydın kesimleri bulunuyor. Şizofrenik bir bunalım yaşayan, yüzyıllarca üç kıtaya hükmetmiş dev çınar kan kaybediyor. Osmanlı Devleti yaprak dökümleri yaşıyor. Ellerinde kalan son toprak parçasını da almak için boğaza gelmiş demir yığınları... Halk birlik içinde karşı koyamıyor. Ellerinden düşman askerlerinin gözlerinin içine nefretle bakmaktan başka bir şey gelmiyor , bir kurtarıcı arıyor bulutlu gözleri. Cesur bir avuç subay durumun ve dönen kirli işlerin farkında, ellerinde olanlarla en iyisini yapmaya çalışacaklar. Fakat çıkarcılarda onların farkında, çarklarına çomak sokturmamaya kararlılar. Mandacı zihniyet onları çeşitli yerlere sürgüne gönderiyor. Ama yılmıyor Atak Türkler oradanda görevlerine devam ediyorlar. Halkı bilinçlendirmek istiyorlar. Halk kendinden çok, yıllarında vermiş olduğu alışkanlıktan dolayı halifelik makamını ve doğal olarakta padişahı düşünüyor. Akılları başka bir yönetim şeklini ne kavrayabilecek seviyede ne de böyle bir şeye cesaret edebilecek insanların varlığına inanılıyor. Çünkü milletin kafasına kazınmak istenen tek bir düşünce var. Osmanlı artık yaşlı bir adam ve tek çare büyük bir devletin hakimiyeti altına girmek. Kurtarıcı aldığı geniş yetkiyle Samsun'a çıktığında düzende, çarkta yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Bağımsızlık halka maledilip, halk bilinçlendiriliyor. Ama durur mu mandacı zihniyet fetvalar çıkarılıyor. Şuursuzlar çıkardıkları fetvalarla halkı kışkırtıp, olayı 'Vatanı kurtarmak isteyenler vatan hainidir'. Boyutuna taşıyorlar. Bunu yapmalarının tek sebebi ÇIKAR. Düşünün ki Mustafa Kemal ve arkadaşları kimlerle boğuşuyor. Adamlar vatan ve milletini değil, kendi çıkarlarını düşünüyor. Kurtuluş mücadelesi olana kadar da herkes Mustafa Kemal'e hayalperest gözüyle bakıyor. Bir insan dünyayı değiştiriyor. Yetmiş milyonluk bir ulus Cumhuriyetine seksenaltı yıldır sahip çıkıyor. Ulusumuz, Atasına ve Şehitlerine olan minnettarlığını her sene coskulu kutlamalarla gösteriyor. Çünkü biz biliyoruz ki: 'En büyük zenginliğimiz Türklüğümüz.' İzninizle makalemi burada bitirmek istiyorum. Çünkü vermek istediğim salt bilgi dördüncü paragrafın son iki cümlesinde yatıyor. Atatürk'ü anlayabilmemiz dileğiyle... Cumhuriyetimizin 86. Yılı Kutlu Olsun.Ne Mutlu Türk'üm Diyene!