Aynadaki Öteki
Bu hayatta herkes birilerinin, bir şeylerin veya bir yerlerin yandaşı. Kimimiz bir renge, kimimiz bir takıma, kimimiz bir ideolojiye, kimimiz de inancımıza sımsıkı sarılıyoruz. Bu aidiyetler insanı diri tutar, anlam katar; ancak asıl mesele, tam da bu aidiyetlerin ötesinde, bize benzemeyene uzatabildiğimiz elin sıcaklığında gizlidir. Aydın olmak, dava adamı olmak, Müslüman olmak, hatta insan olmak; muhalif olanlarla ortak duyguda buluşmayı, onların yüreğini de kazanacak bir yol bulmayı gerektirir. Ötekileştirmek, dışlamak, yok saymak ise hafif tabirle cehalettir, hamakattir. Yarınlar böyle bağnaz düşüncelerle, dar fikirlerle inşa edilemez.
Toplum olarak derin bir yarılmanın eşiğindeyiz. Siyasi kutuplar, mezhep ayrılıkları, kültür çatışmaları, nesil farkları... Herkes kendi kalesini güçlendirirken, ortak vatanı, ortak geleceği, ortak insanlığımızı kaybediyoruz. Gençler bir tarafa, yaşlılar bir tarafa; dindarlar bir tarafa, laikler bir tarafa; zenginler bir tarafa, yoksullar bir tarafa itiliyor. Sosyal medya ise bu yaraları derinleştirmek için adeta bir ameliyat bıçağı gibi kullanılıyor. Bir tık ötede küfür, hakaret, linç... Peki ya sonra? Kim kazanacak bu savaştan? Hiç kimse. Çünkü kırılan yürekler, yok edilen güven, zehirlenen ilişkiler hepimizin kaybı.
Gençlere sesleniyorum: Sizler geleceğin mimarısınız. Enerjiniz, idealizminiz muhteşem. Ama lütfen bu enerjiyi düşman üretmeye değil, köprüler kurmaya harcayın. Farklı düşünen birini “düşman” ilan etmek yerine, onun hikâyesini dinleyin. Belki o da sizin gibi bir anne-babanın evladı, belki o da hayallerinin peşinde koşarken yaralanmış. Ortak paydanız insanlığınız. O paydadan başlayın.
Yaşlılara ve tecrübe sahiplerine: Sizin biriktirdiğiniz ömür, en değerli hazinedir. Gençleri “saygısız” diye dışlamayın. Onların dili farklı, dünyası farklı olabilir ama kalpleri hâlâ temiz. Sabırla, hikmetle anlatın. Kırmadan, incitmeden. Çünkü sizler, tarihin tanıkları olarak, “birlikte yaşama” kültürünün en güçlü taşıyıcıları olmalısınız.
Siyasetçilere ve kanaat önderlerine: Halkı kutuplaştırmak kolaydır, ucuzdur. Ama birleştirme, onarma, yaraları sarmak zordur ve asıl erdemdir. Söylemlerinizde nefret tohumları ekmeyin. Her fırsatta “biz ve onlar” demeyin. “Biz” diyebilmenin yolunu arayın. Çünkü yarın hesap vereceğiniz yer, sandık değil, vicdanınızdır.
İnanç sahibi kardeşlerime: İslam, “Rahmet peygamberi”nin dini. Merhamet, hoşgörü, adalet ve ihsan üzerine kuruludur. Kur’an’da “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin” buyuruluyor. Ötekini dışlamak, İslam’ın ruhuna aykırıdır. Müslüman olmak, en zor şartlarda bile adaleti ve merhameti elden bırakmamaktır. Farklı inançtakilere “kâfir” diye öfke kusmak yerine, onların da yaratanın eseri olduğunu hatırlayın. Davet, zorla değil, güzel ahlakla olur.
Seküler, laik, farklı inançlardan dostlarıma: Siz de lütfen inançlı insanları tek bir kalıba döküp “gerici” diye yaftalamayın. Her dindar aynı değil. Her muhafazakâr aynı düşünmüyor. Onların da kaygıları, korkuları, hayalleri var. Onları anlamaya çalışın. Ortak insanlık değerlerinde —adalet, özgürlük, eşitlik, barış— buluşmak mümkün.
Tahammül, izan, vicdan ve tefekkür... Bunlar eski kelimeler belki ama en modern ihtiyaçlarımız. Farklılıklarımızı yok sayarak değil, onları zenginlik kabul ederek bir arada yaşayabiliriz. Bir Müslüman, bir ateist, bir milliyetçi, bir enternasyonalist, bir Kürt, bir Türk, bir Alevi, bir Sünni aynı sofrada ekmek bölüşebilmeli. Aynı vatanın havasını soluyup, aynı toprağın suyunu içebilmeli. Çocuklarımız yarın birbirine düşman olarak değil, kardeş olarak büyümeli.
Biraz çaba... Evet, biraz çaba. Bir sohbet başlatmak, bir yorumu öfkeyle değil anlayışla okumak, bir yorumu silmeden önce bir kez daha düşünmek, farklı düşünene “seni anlamaya çalışıyorum” diyebilmek. Bu kadar basit, bu kadar zor.
Yarınlar, bağnazlığın değil, merhametin, hikmetin ve adaletin omuzlarında yükselecek. Bizler o yarınlara layık olalım. Kalplerimizi katılaştırmayalım. Çünkü bu ülkede, bu dünyada hep birlikte yaşayacağız. Ya birbirimizi kırarak, ya birbirimizi onararak.
İnsan olmak, işte bu kırılgan ve güzel dengeyi tutturabilmekte gizli. Gelin, o dengeyi birlikte kuralım. Biraz çabayla, çok şey değişir...
