Baba
Orta halli bir aile sayılırlardı. Evin reisi baba geçim derdi ile gece gündüz demeden çalışıyor, tatil günleri de ek iş yapıyordu. Evin hanımı ilk zamanlar aile bütçesine katkıda bulunmak için evde el işleri yapıyor, yemek, bulaşık, çamaşır gibi ev işlerinden fırsat buldukça çocuklarıyla ilgileniyordu. Baba eve yorgun geliyor, akşam yemeğinden sonra oturduğu koltukta bazen uyuyup kalıyordu. Çocukları küçük olduğu için akşam babalarının gelmesiyle seviniyor fakat gerekli ilgiyi göremiyorlardı. Mecburen çocuklar annelerine kalıyordu tıpkı gündüz olduğu gibi. Anne dahi ilgi beklerken ne yazık ki yalnız kalıyor, sesini çıkaramıyordu. Çocuklar biraz büyüdü okullu oldular. Okulda çalışkanlıklarıyla başarılı ve sevilen birer talebe oldular.
Zor da olsa eski bir araba aldı. Çoluk çocuğunu boş vakitlerde gezdiriyor senelik izinlerinde ve uzun tatil günlerinde memleketlerine büyüklerini ziyarete gidiyorlardı. Memleketinde bunları gören arkadaşları ve akrabaları da zengin sanıyordu.
Okullar tatil olunca çocuklarla beraber hanımı da memleketlerinde kalıyor, bazen de sadece çocuklarını yaz kurslarına koyup geliyorlardı. Çocuklarımızın eğitimi tam olsun diye. Günler geçip gidiyordu. Baba çocuklarına gerçek bir baba olamadığının ezikliğini yaşıyordu.
Bir gün ailesine sizinle önemli bir toplantı yapacağım dedi. Aile bireylerinde bir merak başladı. TV kapatıldı, ortalık sükûta erdi. Hepsi sessiz bir şekilde beklemeye başladı.
Baba önce hanımına sonra çocuklarına teşekkür etti. Ben sizinle her zaman gurur duydum. Siz beni hiç mahcup etmediniz, bana hiç laf getirmediniz, benim başımı önüme eğdirmediniz’ dedi ve önce hanımından başlayıp hepsinin yanaklarından öptü. Siz güzel birer evlat oldunuz, sende iyi bir eş ve çocuklara iyi bir anne oldun dedi. Hanımı ve çocukları bir tuhaf oldular. Bir şey anlayamadılar, fakat bu manzara hoşlarına da gitmişti doğrusu. Baba da içinde yıllarca sakladığı ezikliğini bir nebze olsun gidermenin sevincini yaşıyordu. Bu arada hepsine küçük de olsa birer hediye almadığına üzüldü. Aklına gelmemişti doğrusu.’ Şimdiye kadar yapamadığım iyi bir babalık için ve sizleri üzdüğüm için hepinizden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin’ dedi. ‘Size karşı yapmış olduğum yanlışlarımı bana söyleyin’ dedi. Hatıralar da kalan hatalar konuşuldu. Çocuklar eski defterleri açtı. Babalarının kendilerine yaptığı istenmeyen hareketleri anımsadı. Baba tekrar özür diledi. Şimdi geleceğe bakalım. Benim nasıl bir baba olmamı istesiniz? Benden gelecek zamanlar için istekleriniz nedir? Beni affedin dedi. Evde herkes duygulanmıştı. Bu geçmişle yapılan hesaplaşmayla gelecekte açacak rengârenk çiçeklerin, kırmızı güllerin filizleri yeşerdi.
Baba’ Ben size her zaman güvendim, sizde beni utandırmadınız sağ olun, beni affedin,.inşallah o hatalar geride kalır bir daha yapmayız ’ Dedi. Sonra ailesi için yazdığı bir şiiri onlara okudu. Bu şiire en çok hanımı sevinmişti. Çünkü beraberlikleri çeyrek asrı geride bırakmıştı. İyi günde, kötü günde hep yan yana, omuz omuza durmanın gururunu duyarak, böyle başarılı ve güzel ahlak sahibi evlatların olmasına şükrettiler. Dışarıda görüyorlardı ve üzülüyorlardı ki ne evlatlar var…
Herkese hayırlı evlatlar vermesi, güzel ahlak sahibi olmaları, insanların vatanına, milletine, ailesine ve çevresine faydalı olması için ellerini kaldırıp hep birlikte Allah’a dua ettiler.