Babamın Dükkanı
Evraklar, kağıtlar, hesap üstüne hesap, hesap yapılan kağıtların üstüne dökülen ter, alınteri… her saate bir not yazılırdı, ad soyad, teslim tarihi ve tamir ücreti, evet saatçiydi babam, hani şu kurmalı veya otomatik saatlerin dilinden çok iyi anlardı. Saat demek insan yaşamının değişmezi, kullananların her adımını ona göre attığı, işe gidişi, işten dönüşü, daha önceden kararlaştırılmış bir buluşmanın garantörüydü saat. Bu sebeple saatin geri kalması ya da ileri gitmesi demek verilen sözün tutulamaması anlamındaydı. Saatler bozulduğunda güvenle babama teslim edilir, saatin teslim süresinin kısa tutulması rica edilirdi. Kolunda saati bulunmayanınn halinden en iyi babam anlardı, hatırlı gönüllü müşterilerine de tamir süresince kullanabilmesi için kendi saatini çıkarır verirdi. Babamın saat tamir dükkanı, her yanında saat bulunan-duvarlarda, çekmecelerde, sıra sıra, tamir edilmiş veya tamir sırası bekleyen- mütevazi bir dükkandı. Bir yanda duvar saatleri, saat başı ding dong veya guguk sesleri korosu aynı anda babamın şefliğinde konserlerine başlarlardı. Saatin bu kadar hususi ve mecburi olduğu tarihlerde elbette kalem ve küçük not defterleri günlük yaşamın değişmezleri arasındaydı. Şimdiki gibi teknolojiye boğulduğumuz; akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve envai çeşit teknoloji ürünlerinin yerlerini o zamanlar saat, kalem ve not defterlerinin aldığını söylemeye gerek yok sanırım. İşte babamın saatin yanında kaleme de ilgisi vardı. Hatta bazı zamanlarda saatini tamire getirenler, bozulan kalemlerini de babama getirirlerdi. İşte yazma merakı ile böylece tanışmış oldum. Yazma serüvenimin başlangıcında babamın hediye ettiği, gömleğinin cebinde her zaman takılı bulunan bordo renkli bir tükenmez kalemdi. Bende de böylece saatin yanında, kalem, not defteri ve mürekkep ilgisi uyandı. Nazım ve nesirlerime hep yön verdi. Gönlümde yeri hiç değişmeyen babam; -her ne kadar teknolojiye boğulmuş olsak da- kolumda saatim ve gömleğimin cebinde her zaman bir kalemim var. Hele kalem ve saat ayrı bir tutkudur, ayrılmaz ikilidir, saati kurup, mürekkebini çekerim dolma kalemime, şiirlere uzanırım adım adım, babam gelir aklıma...
