Bir Çanakkale Destanı

Bir Çanakkale Destanı

Çanakkale Destanı, 1915-1916 yılları arasında, Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul'u ele geçirmek isteyen İtilaf Devletlerine karşı verilmiş büyük bir destandır....

Kim bu İtilaf Devletleri peki?

 Fransa, Avusturalya, Yeni Zelanda ve İngiltere.... Aslında amaç sadece İstanbul'u ele geçirmek değil, Çanakkale Boğazını'da ele geçirip büyük bir hakimiyet sağlamaktı... Aslında her iki boğazında İtilaf Devletleri'nin himayesinde olması demek, Rusya'ya yardımın daha kolay ulaşması demekti.

Bu amaçlarının doğrultusunda İtilaf Devletleri 1915 yılında Çanakkale Boğazı'na saldırıp, top ateşini tuttular. Çok güçlü devletlerinde içinde bulunmasına ve güçlü ordulara sahip olunmasına rağmen ilk saldırıda pek bir başarı elde edemediler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri geçmesin diye bizim o meşhur Nusret Mayın Gemisini devreye sokarak boğazlara mayınlar döşedi. Ve bu mayınlar sayesinde İtilaf Devletleri büyük bir hasar aldı. Fransa ve İngiltere'ye ait savaş gemilerinin bazıları da bu yüzden yok oldu.

Bu destan öyle bir destan ki aslında ,tüm dünyaya verilen koskoca bir insanlık dersi! Bu sadece silahlı çatışmadaki onur değil, yaralı düşman askerini canı pahasına sırtına alıp ,karşı sipere taşıma ve kendi öğün yemeği olan çavdar ile çorbasını esir askerler ile paylaşma gibi Türk askerini verdiği insanlık dersidir. Ve asla unutulmamalıdır!  Savaş sadece öldürmekten ibaret değildi çünkü! 

Biz buna karşılık İtilaf devletlerinden sayısızca hukuksuz saldırı ve insanlık dışı çok davranış gördük. Sivil yerleşim yerlerinin bombalanması ,hastane ve sağlık ünitelerini vurma, hatta yaralılara İstanbul'a taşıyan gemileri torpilleyip batırdıklarını da unutmadık! Ve bu olaylar öyle laf ağzı sözler değil, bizzat en yetkili ağızlardan savaş talimatı şeklindeki gerçekleşmiş ve tarihte de belgeler ile yerini almıştır.

Dünyadaki hiçbir savaşta, hiçbir komutan bilerek halkın yaşadığı bir şehre ateş açılması için emir vermemiştir. Ama maalesef insanlıktan nasibini almayan, gözünü kan bürümüş emperyalist işgalci birleşik düşman deniz kuvvetleri komutanı bu acımasız emri veriyordu; Adı tarihte ki insanlık dışı olan; John de Robeck!

Acımasızlık öyle hat safhada ki! uçakları ile keşfe çıktıkları sırada Zığındere'de ki yaralı askerlerimizin tedavi gördüğü çadırı tespit ettiler, ve insafsızca burayı da bombardımana tuttular. Ve yaklaşık olarak 15.000 askerimiz o bölgede şehit düştü! Ancak bilmedikleri bir şey vardı bu çadırda tedavi gören kendi askerleri de bizimleydi... Onlarda bu pis saldırının üzerine hayatlarını kaybettiler...

Sonrasında toplarımız güzel isabetleri ve yedi saat süren durmadan ateşle, zamanında döşenen mayınlarda dahil olmak üzere Çanakkale'yi geçirmediler! 

Çünkü; ''Çanakkale Geçilmezdi!...

Bugün hala kirli emelleri ile Ülkemizi bölmek isteyen, ülkemize hain planlar kurgulayarak devletimizi, milletimizi bölmek isteyen İttifaklar bilmediler ki; Türkiye'mizin dik bir duruşu, sağlam bir tarihi ve akıllara kazanılan Destansı savaşları var! Bizim cephemizde vatan duygumuz, dinimize olan inancımız dün neyse bugünde o! Hiç kimse hayaller aleminde yüzüp güzel ülkemizde gözü dahi olmasın, sonuçları yine aynı olacaktır!

Ve.. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Çanakkale savaşında ne pahasına olursa olsun canını vatanını önüne seren; anneler, çocuklar, askerler, kadını, yaşlısı genci her kim gelip geçtiyse! ve o gün her ne destek verildiyse vatanımıza, bugünde aynısının olacağından kimsenin şüphesi olmasın!

 Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diler, vatanımız uğruna canını feda eden bu büyük Ulusu bizlere armağan eden gelmiş geçmiş tüm komutan, lider ve insanlara Allah'tan rahmet dilerim. Çok fazla söze gerek yok aslında, dün olduğu gibi bugünde aynı söz ve iradeyle;

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !



18 Mart 2022 3-4 dakika 49 denemesi var.
Yorumlar (8)
  • 16 ay önce

    Günün anlam ve önemini anlatan bu güzel deneme yazısını kutlarım Uğur hocam. ÇANAKKALE FEÇİLMEZ

  • 16 ay önce

    Ah Çanakkale ah! Bir türlü gidip de göremediğim içime de ukde olan yerlerden birisidir. Yalnız çalıştığım için olmuyordu, ama ilk işim bundan sonra oraya gitmek, ''emekli oldum artık'' rüyalarımı süslemesinden artık kurtulup, gerçek manada görmek. Doğrudur Çanakkale Zaferi Kurtuluş Savaşının da önsözüdür adeta. Nesilleri kaybettik orada, nesiller derken Kuleli Askeri Lisesinin Ortaokul Kısmı öğrencilerinden tutunda, çobanına kadar, sıradan vatandaşına kadar bu topraklar ve İslam için can verdiler. Ruhları şad mekanları cennet olsun. Artık boş geçmemeli 18 Martta özellikle her kesimde ki okullar... Hey on beşli on beşli türküsü vardır bilirsiniz. Çok acıdır o türkü ki düğünlerde bazı zaman göbek atarlar o türküyle şıkıdım şıkıdım... Ne kadar yanlıştır... O çocuklar eski takvim tarihi ile 1315 doğumlu vatan evlatlarıdır. Onlar üzüm hoşafı yiyerek, günde bir tas buğday bulamacı yiyerek yüreklerinde Allah korkusu ve vatan sevgisi ile harmanlanmış imanlarıyla saldırdılar düşmana. Nasıl unuturuz da nasıl anlatmayız anlatamayız çocuklarımıza... Bu millet unutur mu hiç Seyit Onbaşıyı, Yahya Çavuşu, Nusrat Mayın Gemisinin kahraman neferlerini, Esat Paşayı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü hele de o tarihi emrini ''Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum.'' Kutluyorum Uğur kardeşim çok anlamlı bir yazıydı...

  • 16 ay önce

    Günün değerli yazısını tebrik ederim. Emeğinize sağlık Uğur bey. Saygılar

  • Güne güzellikler getirmiş, tebrik ederim Uğur Bey.