Bir Temmuz Sabahı
Uyandım ya bugün alttaki dükkanların açılma sesleri seni hatırlatıyor ve istemsiz bir tebessüm oluşuyor suratımda. Geceden açıktı oysa kapım tıpkı gittiğin ilk geceki gibi. Kuşlar konardı pencereme sırf çarpmasınlar diye açık bırakırdım ben onları sana benzetirdim sen yine konmazdın pencereme.. Duvarlara anlatıyorum seni onlarda dinlememezlikten geliyor yine kendi sesimi kendim duyuyorum, biraz daha yorgun biraz daha uzun ve tekrarda ısrarcı. Odamdaki duvar saati alay ediyor özlemimle dur dedikçe inadına ilerliyor sanki herzamankinden daha hızlı ve emin. Doğru söyle onlaradamı kötüledin beni? tabi ya onlarda aşıktı sana tıpkı benim olan herşey gibi aklım gibi kalbim gibi bir ayağı kısa hergün seni anlattığım masam gibi. Sakallarımı da kesmedim sırf sen üzgünlüğümü görme diye, saklıyorum sana ait olan tebessümlerimi. Kapat ışıkları! kimse görmesin seni.. duvarlar aşık olsun sana olsun sen yinede açma ışıkları. Sahi görebildin mi gökyüzündeki mavi'yi? ve gökkuşağında ki sekizinci rengi? ben onları sana adamıştım oysa, keza ben bakmıyorum artık benimde odam karanlık ve perdelerim bana küs ve sadece yıldızlara anlatıyorum seni. Hangisine anlatsam daha uzağa kayıp gidiyor.. tıpkı senin beni bir temmuz akşamına gömdüğün gibi. Ve anlayacağın sevgili dost.. Pencerem herzamanki gibi açık odam ise halen karanlık ve hergünüm için geçerli sükutumun çığlıkları..