Direniş
...Boyuna boyuna uzayan tek şey başdiremek kimi zaman hayata... Bu değer yargısından söz edecek olursak yaşama başkaldırı hakkımız entellektüel olan, olmayan, kendini aydın hisseden, hissetmeyen ama kendini bilen her birey için en doğal haktır.Yaşamlarını sadece yazar çizerler değil kendini bilme gayreti içinde olan herkes sorgulayabilir... Bizi kendimiz olmaktan uzaklaştıran hatta bizim kendimizin ne olduğunu tanımlamamızdan alıkoyan her türlü sapmaya, yıpratmaya, yanlış eğitime, toplum içinde kabul görmüş belirlenmişliklere,a ile baskısına, ahlak adı altında yapılan dayatmalara başkaldırı hakkımız insan olmamızdan dolayı vardır ve var olmalıdır bu demek değildir ki bu başkaldırı başdireme hakkımız başkasının yaşam ve ondan doğan haklarına karşı gelmek, saldırmak yada küçümsemek! İşte bu devrede araya piskoloji bilimi girmekte ve onun verileri çoğu zaman bizi kendi egomuzun esiri olmaktan kurtarmaktadır. Buna karşın pisikolojiyi geçerli bir bilim dalı saymayıp sunduğu verileri saçma bulan entellektüellerimiz acaba diyorum böyle düşünerek başkaldırının başka bir yolunu mu hayatlarına geçiriyorlar! Öz aydınlanma düşünsel temeller açısından ne olursa olsun dengeleyici hatta eleyici olmalıdır. Bireyi önyargılardan arındırmalıdır. Otoritenin söz konusu olduğu ortamlarda ve baskıcı bir diktayla yönetilen toplumlarda başkaldırı çoğu zaman suç sayılan ve sonuçları ağır ödetilen bir olguyla karşımıza çıkar oysa insan olarak çoğu zaman dışımızdaki otoriteden daha fazla özgürlük istemeyiz... Buradaki başkaldırı ''kendi olmak'' ile ilgili doğal hakkımızın tespiti bence. Sonuç olarak tapusu olmayan, paylaştıkça çoğalan, müstakil değil ama kooperatif insanlık değerlerinden eşit pay istemek için başdireme hakkımız her zaman var. kullanmıyorsak bir suç! kullandıramıyorsak suçluyuz!