Ekranlarda Ne İzliyoruz? Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?
Bazen televizyon, bilgisayar veya telefon başında saatlerce vakit geçiriyoruz. Ne izlediğimizi düşünmeden dahi vakit kaybediyoruz. Biz dizi bitiyor başka bir program başlıyor. Bunun sonunda televizyon başından kalkıp telefona bakıp ya da bilgisayar başına geçiyoruz. Peki, kendimize hiç şu soruyu sorduğunuz oluyor mu? Biz ne izliyoruz? Ve bütün bunlar çocuklarımız için zihinlerinde nasıl bir dünya oluşuyor?
Elbette ben bu yazıyı televizyonu, sinema ortamını kötülemek amacıyla yazmış değilim. Çok güzel yapımlar, eğitici programlar, belgeseller ve insanın ufkunu genişletecek içerikler de vardır elbette. Mesele ekranın kendisi değil; asıl mesele o ekranı ne ile doldurduğumuzdur.
Çünkü bugün birçok çocuğumuzun ekranda büyü bir yere ve öneme sahip. Bugün maalesef ki maalesef bir çocuk ailesinden çok ya televizyon başında ya bilgisayar başında ya da telefon başında vaktini harcıyor. Böyle olunca da ekran başında gördüğü insanlar, karakter veya hikâyeler onun dünyasını şekillendiriyor.
Çocuğun kimi kahraman olarak gördüğü de çok daha önemli. Çünkü çocuk sadece izlemiyor; Gördüğünü öğreniyor, gördüğünü taklit ediyor ve zamanla da yaptıklarını normal bir şeymiş gibi algılıyor.
Burada kendimize dürüst bir soru sormamızda fayda var; Biz kendi değerlerimizi, kendi kültürümüzü, kendi tarihimizdeki önemli kişileri çocuklarımıza ne kadar anlatabiliyoruz?
Dünyanın farklı ülkeleri kendi hikâyelerini sinemayla, sinemayla veya dijital ortamda anlatıyor. Kendi kahramanlarını çocukların karşısına çıkarıyor. Kendi kültürlerini tanıtıyor ve gelecek olan nesillere de aktarıyor. Bizim ise anlatacak o kadar çok hikâyemiz o kadar çok değerimiz var ki ama biz bunun bilincinde değiliz maalesef
Tarihimizde büyük fedakârlıklar yapmış nice insanlar var. Edebiyat tarihimize birbirinden değerli, yazarlarımız şairlerimiz var. Düşünce dünyamızda insanlara yol gösterecek büyük isimler var. Fakat biz bunları çocuklarımızın karşısına yeterince çıkarabiliyor muyuz?
Bence asıl mevzu burada başlıyor.
Bir çocuğa “ bunu oku ya da bunu izle” demek çoğu zaman yeterli değildir çünkü boş bıraktığın bir şeyi bir başka şey doldurur. Eğer ki biz çocuklarımıza kaliteli içerikler sunmazsak, onların dünyasını başkalarının ürettiği içerikler şekillendirecektir.
Bu nedenle aileler olarak hepimize herkese büyük yük düşüyor. Çocuklarımız ne izliyor? Ne okuyor? Kimleri takip ediyor? Diye zaman zaman bakmak gerekir. Ama bunu sadece yasaklayarak değil, onlar ile konuşarak yapmak gerekir. Çünkü bir çocuğa bir şeyi anlatmanın en güzel yolu onu anlamaya çalışmaktır.
Aynı sorumluluk yapımcılar, senaristlere, sanatçılarımıza ve medyaya da düşüyor. Bizim toplumumuzu, kültürümüzü ve ortak değerlerimizi anlatan kaliteli yapımlara ihtiyacımız var. Gençlerin sadece tüketen değil, üreten insanlar olmasını istiyorsak şayet; onlara ilham verecek örnekleri de çoğaltmalıyız.
Ve ben burada bazı isimlere özellikle de yer vermek istiyorum.
Hayati İnanç gibi kültürümüzü ve edebiyatımızı gençlere sevdirmeye çalışan, Ebubekir Sifil gibi düşünce dünyasında önemli çalışmalar ortaya koyan, Ömer Karaoğlu gibi yıllardır müziğiyle insanlara ulaşan, Dursun Ali Erzincanlı gibi şiir ve naatlarıyla gönüllere dokunan isimler var. Edebiyatımızda Nurullah Genç, İbrahim Tenekeci ve Ahmet Murat gibi çok kıymetli şair ve yazarlarımız bulunuyor.
Mesele u isimler çok güzel yazıyor ya da okuyor değil, asıl mesele gerçekten değer verebiliyorsak onların ürettiklerine de sahip çıkmaktır. Okumak, dinlemek, izlemek, paylaşmak ve gençlerin örnek alacağı bir nesil inşa edebilmek.
Çünkü sevdiğini söylemek kolaydır söylersin olur biter ama asıl mesele onun yaptığını yapabilmektir.
Bugün çocuklarımızın elinde telefon var ama yarın kitap da olabilir. Ya da dergi kamera ne bilim mikrofon da olabilir. Ve bunları yapabilmek biraz da olsa bizim elimizde öyle değil mi?
Ben çocuklarımızın dünyasında kendi tarihimizin, edebiyatımızın, kültürümüzün ve değerlerimizin daha fazla yer almasını istiyorum. Bunun için de önce ekranlara, sonra kendimize bakmamız gerektiğine inanıyorum.
Çünkü çocuklarımız ne izleyeceği sadece onların meselesi değildir. Onların ne izleyeceği, biraz da bizim onlara sunduklarımız ile ilgili.
Ve belki de bugün hem kendimize hem çocuklara hem de çevremize sormamız gereken o soruyu bir kez daha tekrarlayalım;
“Ekranlarda Ne İzliyoruz? Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?